Yattığım yerde hayatımı en başa sarıp kafamın için de kimselerin göremediği bir fı.lmi oynatmaya başladım.
Kendimi birdenbire film makarasının o şahane sesi ve tozlu ışığının başında bir makinist olarak buldum. Oynattığım filmin tek seyircisi bendim. Eleştirmeni, gişede bilet satan memuru, elinde feneriyle yer gösteren komisi de bir tek bendim. Bazı istisnai zamanlarda başlarını uzatıp filmime bakmalarına müsaade ettiğim kişiler de vardı elbette.
. Bunlar, haftada bir gün beni görmeye gelen kızım Yeşim, gittiği uzak ülkeden senede iki kere gelen çocukluk arkadaşım Kadri, diğeri haftanın altı günü be nimle olup yedinci gün izne çıkan bakıcım Anna idi.
Durumum fena sayılmazdı, insan kalabalığını çok da sevmeyen benim gibi biri için bu sayı fazlasıyla yeterliy di. İnsanları sevip sevmediğim konusunda ilk kararsızlı ğım ne zaman başladı hatırlamıyorum. S:10
"Doktor Osman Kongar romanın kahramanı. Bu erkek karakter hassas, düşünceli, şefkatli hatta biraz da korkak. Çocukluğundan itibaren sıra dışı bir duruşu var. Hayatını hasta yatağında zihninin “sinema”sında izleyen Doktor Osman’la birlikte gençlik günlerinde yaşadığı tutkulu aşkı, meslek ve aile hayatını, seçimlerini, katlandıklarını, katlanamadıklarını onun derin düşünce girdaplarının arasında perde perde izliyoruz.
"Osman Kongar’ın filmini izlerken dostluklarını, kayıplarını, kazandıklarını, yaşamın önüne getirdiği travmaları ve mucizeleri görüyoruz. Bir yandan hayatı ve insanı önemseyen bir yandan da onlardan kaçan ve kitaplarına sığınan bir karakter Osman Kongar. Onun iç konuşmalarından etkilenmemek mümkün değil. Yatay haliyle dış dünyayla kurduğu bağ, olaylara ve insanlara getirdiği yorumlar ve çıkarsamalarla sıkı örülmüş duygu ve düşünce bulutları çıkıyor karşımıza. Onun iç konuşmaları, geçmişle bugünle