Buradan biri ısrarla bu kitabı kitap kavanozuma atmamı istiyordu, en sonunda okumak için bir kağıt çektim ve Playground çıktı. Kitabın başına uyarı eklemeleri gerekse en az 20 sayfayı bunun için ayırmaları gerekirdi sanırım. Mide bulandırıcı, iğrenç olarak sınıflandıran bu kitap türü bizde diğer türlerin içinde gibi görünse de yurtdışında tamamen ayrı bir grup oluşturuyor. Durum böyleyken de Playground gibi kitapların temel amacı okuyucunun midesini bulandırmak hatta okuyucuyu kusacak seviyeye getirmek oluyor. Konu basit, Nazi döneminde psikopat bir doktor olan bir adam Almanya’dan kaçtıktan sonra sosyopat zengin bir kadınla tanışır ve kadının malikanesi bir ölüm oyunu alanına dönüştürülür. Yazarın dili özellikle iğrenç sahnelerde ilahi bir hal alırken kurgunun normal bir şekilde aktığı bölümlerde düşüşe geçiyor. Bu düşüşü göz ardı etmek imkansız, sanki iki farklı kişinin elinden çıkmış gibi. Daha önce Karanlık Ada okurken mide bulantısını en iyi şekilde hissettiğim için bu kitap beni etkilemedi. Çocuklara yönelik, işkence, vahşet ve cinayet sahneleri kitabın %50’sinden fazlasını oluşturuyor. Her karakter tehlikede ve her karakter ölebilir. Kurgu açısından potansiyeli yüksek ancak kurguyla ilgili önemli ayrıntıların altı dolu değil. Örneğin ailelerin çocuklarını hiç tanımadığı insanlara emanet etmeleri ve onların yeni eğlence parkı oyuncaklarını denemelerini sağlamak için gönüllü olmaları. Bazı ailelerin çocuklarına ne kadar önem verdiği göz önüne alındığında bu kısım çok hızlı ve anlatılmadan geçilmiş gibi görünüyor. Kitap olsa alır mıyım? Almam. Yazar çok değişik bir şey yazmadıkça başka kitabına şans vereceğimi de düşünmüyorum.