Bu seriye bayılıyorum. Özellikle de Fejo ve Vanessa çiftine aşığım. Serinin neredeyse bütün olayı (en azından benim için) erkeklerin çok düşünceli olmaları ve kadınlara çok değer vermeleri. Fakat bu kitapta tam tersi bir tema işlenmiş. Gerçekten kitabı bitirmeyi, çifti sevmeyi denedim. Maxu ve Meg karakterleri ayrı ayrı çok büyük potansiyellere sahip karakterlerdi ama hikayeleri kötü işlendi ve birbirleri için asla uygun değillerdi.
Sonrası, kitabın ilk yüzde otuzu için spoiler içerebilir.
Rıza eksikliği ve aşağılanma temasını bazı kişilerin sevdiğini biliyorum ama onlardan biri ben değilim. Meg'in zaten dünyadaki yaşantısından kalma yara ve tramvaları varken istismara uğramış bir insanken, Maxu karakteri ile olabilecek en kötü uyuma sahipti. Kadını alıkoyuyor, sapık gibi takip ediyor, önünde şiddet uyguluyor, daha adını bile söylemeden kaçırmaya çalışıyor... Daha nicesi var. Ve en kötüsü de kadınlara resmen tapılan bu gezegende kimse bir şey yapmıyor. Herkes Meg'i suçluyor, Maxu'yu ise eş bağı olduğu için tebrik ediyor. Maxu ne yapsa yeri çünkü kadına sahip olma hakkı var?! Meg kaç kere yardım istese de ne arkadaşları, ne koruması, ne polisler, ne halk ne de, diğer yetkililer ona yardım ediyor. Çok sinir bozucuydu.
Meg Karakteri de bir tuhafı gerçi. Sapık bir stalkerım var ama üstümdeki kırmızı elbise ne kadar da güzel. Diyalogları böyleydi yani karakterin. Maxu az önce bir adamın soluk borusunu parçaladı ve beni kucağına alıp kaçırdı ama sıcak kaslarının yan tarafıma sürtünmesi beni çıldırttı?! Wtf! Skdkflfşf Topuklu ayakkabılar mı, aptal kadınların böyle acı verici bir şeyi giyip erkekler tarafından eve taşınmak zorunda kalması cart curt. Yani iki karakter de saçmalıktan ibaretti. Diğer kitaplar için önemli siyasi olayların geçtiğini bilsem da devamını