“Bizim siyasetimiz dosta dost, düşmana düşmanca davranmaktır.”
Tarih boyunca pek çok Han, Sultan, Kral ve Padişah ülkesi için yenilikler peşinde koşsa da pek azı Karahanlılar Devleti Han’ı Satuk Buğra Han kadar devrimsel nitelikte değişimler yapabilmiştir. Çocukluktan itibaren başlayan anlatımda Satuk’un kölelik sistemine karşı kini, bu düzenin değiştirilmesi için çabaları, kitabın her noktasında üstüne basa basa tekrarlanan “Halkın bir olması, bilimin önünün açılması, ekonomik güçlenme ve komşularla iyi ilişkiler” düşüncesi, tahtı ele geçirişi, halkın sorunlarını dinlerken iki tarafın da ortak paydada buluşabileceği çözümleri üretmenin ne kadar zor olduğu, İslamiyet’e geçiş ve devlet dininin İslam ilan edilme süreci, Müslümanlığı çıkarlarına göre kullanan kesimin bilim okullarına olan düşmanlığı ve iki kanat arasındaki gerginlikler, diplomasinin önemi, komşularla olan ilişkilerin yönetim şekli, Samaniler ile olan kademe kademe artan gerilim, askeri stratejinin tarihi olaylara etkisi ve dahası…
Kitabın anlatım tarzı son derece keyifli ve geniş bir açıdan bakıyormuş hissi oluşturuyor. Sadece Satuk’un değil yanındaki arkadaşları Arslan, İlik, Yıldız, Kunduz, Batır gibi yakın çevresinin hatta ve hatta kitaptaki olaylara ufacık etkisi olan herkesin o güne kadarki hayat hikayesinin de kapsamlıca anlatılması bütün döneme hakim olmanızı sağlayarak okuma zevkinizi bir hayli artırıyor.
Uzun kitap okumaya karşı tedirgin olanlar varsa bu kitap alışkanlıklarınızı değiştirebilir. Okurken kitap okumaktan çıkıp sanki gerçekten o dönemde karakterlerle birlikteymiş gibi hissettiğiniz anların sayısı bir hayli fazla, bu sebepten kitap takılmadan akıp gidiyor. Çocukluktan yaşlılığa bir bütün içerisinde kopma olmaksızın karakterlerle beraber gelişip büyüyoruz.
Ancak ne yazık ki göze