Kendisinden söz edilebilen her şey, -ki o [var]dır- koşullu doğanın olduğu için, öylece yalnız varlığın kendisi koşulsuz-olan olabilir. Ama koşullu bir varlık olarak tek tek varlık, yalnız üretici etkenliğin belirli sınırlaması (tüm gerçekliğin biricik ve son taşıyıcısının belirli sınırlaması) olarak düşünülmeye izin verdiği için, öylece varlığın kendisi, kendi [üretici etkenliğin -ç.] sınırlanmamışlığında bu aynı üretici etkenlik diye düşünülür olandır.
Trajedinin özü, demek ki, öznedeki özgürlük ile nesnel çatışma olarak zorunluluğun gerçek bir çatışmasıdır, ki bu çatışma, biri veya diğerinin altta kalmasıyla sona ermez, tersine her ikisi aynı zamanda yenen ve yenilen olarak yetkin ayrımsızlıkta görünür.