Yasemin Güneş bu kitabında, bireysel duygulanım ile evrensel insan hallerini yalın ama derinlikli bir şiir diliyle buluşturuyor. Kitap adından da anlaşılacağı üzere merkezine sen zamirini alır ve okuru hem bir muhatap hem de bir özne konumuna yerleştiriyor. "Sen" belirli bir kişiye sesleniyor gibi görünüyor olsa da her okurun kendi iç dünyasında karşılık bulabileceği bir anlatı alanı kurar
Kitapta en baskın temalar aşk, ayrılık, özlem, kırılganlık ve de en önemlisi benlik arayışıdır.
Güneş, aşkı idealize edilmiş bir duygu olarak değil; eksikleri, suskunlukları ve yaralarıyla birlikte ele alıyor. Ayrılık ise daha çok kabulleniş, içe dönüş ve sessiz bir direnç haliyle işlenir. Bu yaklaşım, şiirleri yüksek sesli bir acı anlatısından uzaklaştırarak daha içsel ve derinlikli bir duygu atmosferine taşıyor.
Şairin dili son derece arı ve doğrudandır. Süslü imgelerden bilinçli bir şekilde kaçınılmış kelimelerin olağan gücüne yaslanan bir anlatım tercih edilmiştir. Günlük dile yakın bu şiir dili, okurla şiir arasında bir mesafe oluşmasını engeller ve metnin samimiyetini arttırmıştır. Kısa dizeler, bilinçli boşluklar ve suskunluklar, kitap boyunca anlamın önemli bir parçası haline gelmiştir. Söylenmeyenler, söylenenler kadar etkili olur; sessizlik şiirsel bir anlatım aracına dönüşür.
Bu eser hakkında kendi öznel düşüncelerimi de söylemem gerekirse; kitabı okurken fark ettim ki insanı mutlu etmeye bir satır, dinginleşmeye bir düşünce, ağlamaya bir fark ediş yeterliymiş meğerse. Yer yer içimi hayat ışığı ile parlatan yer yer gözlerimden yaşlar süzülmesine sebep olan, yer yer de meğer susmak da ne büyük erdem insanın sırtını sıvazlayan kendine sarılmasına yardımcı olan bir eylemmiş yahu dediğim bir eser oldu. İyi ki raflar arasında süzülürken denk geldiğim bir eser oldu dedim kendi