Adı:
Serazat
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059556552
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
“Çocukluğumun evi deyince ilkin boncuk otu gelir aklıma. Pembe, mavi, beyaz; bahçe toprağının üstünde örtü gibi. Küçük küçük leylak kümeleri sonra… Bahçemizi çepeçevre saran yüksek duvarlar; yarısına mor salkım, yarısına çit sarmaşığı tırmanmış. Biri döker çiçeğini diğeri açar. Babam çok meraklıydı bahçe işlerine. Evin girişine üç sıra sümbül ekmişti karşılıklı. Nasıl bir koku nasıl bir renk anlatamam. Arka bahçede ağaçlarımız vardı. Ihlamur, meşe, karadut… Bir kuş sesi gelirdi o ağaçlardan, cıvıl cıvıl, insan konuştuğu şeyi unuturdu. Şimdi bir apartman katında yaşamaya razı geldiğime şaşıyorum bazen, bazen de bir zamanlar böyle güzel bir evde yaşamış olduğuma.”



(Tanıtım Bülteninden)
Küçük öykülerden oluşan kitap postmodern özelliktedir.. Okurken kendinize göre yorumlayacaksınız Serazat’ı.. Fakat aklınızı yoklamayı gerektiren güzel bir kitap..
Derler ki... Aman ne derlerse desinler. Ben demem, ben içime çeke çeke mis gibi yaşarım hayatımı.
Safiye Gölbaşı
Sayfa 46 - Hece
Aslolan kelimeler değil duygulardır ve onlar hangi dille dile gelirse gelsin değişmezler..
Safiye Gölbaşı
Sayfa 39 - Hece
Yeni bir semt, yeni bir ev, yeni komşular, yeni roller, bunlar adeta yeniden doğmak gibi.
Saçların ne kadar da uzun. Senin de ellerin... nasıl desem. Tek ihtiyacımız yeni bir isim belki de . Mesela Dilbeste
Safiye Gölbaşı
Sayfa 21 - Hece
Gözlerim şeffaf ellerini arıyor. Bulunca korkum geçiyor. Eller gözler gibi değil çünkü. Eller konuşmaz. Ya da öyle kısık sesle konuşurlar ki üzerlerinde gezinen bir bakış çok çabuk kısar ellerin derinlerden gelen sesini
Safiye Gölbaşı
Sayfa 25 - Hece

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Serazat
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059556552
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
“Çocukluğumun evi deyince ilkin boncuk otu gelir aklıma. Pembe, mavi, beyaz; bahçe toprağının üstünde örtü gibi. Küçük küçük leylak kümeleri sonra… Bahçemizi çepeçevre saran yüksek duvarlar; yarısına mor salkım, yarısına çit sarmaşığı tırmanmış. Biri döker çiçeğini diğeri açar. Babam çok meraklıydı bahçe işlerine. Evin girişine üç sıra sümbül ekmişti karşılıklı. Nasıl bir koku nasıl bir renk anlatamam. Arka bahçede ağaçlarımız vardı. Ihlamur, meşe, karadut… Bir kuş sesi gelirdi o ağaçlardan, cıvıl cıvıl, insan konuştuğu şeyi unuturdu. Şimdi bir apartman katında yaşamaya razı geldiğime şaşıyorum bazen, bazen de bir zamanlar böyle güzel bir evde yaşamış olduğuma.”



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Hazan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0