Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
367
Basım Tarihi:
1984
Yayınevi:
Acar Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·367 syf.··
2018 66. kitabı
Seyrani'nin yaşamı ve şiirleri hakkında kıymetli bilgiler veren bir eser.Seyrani'nin gönül pınarından damlalar sunulmuş.İnsanın içine işleyen menkıbelerle şiirlerinin hikâyesi anlatılmış.Bunlardan bir tanesi Seyrani'nin Sultan Abdülmecid tarafından saraya davet edilişidir.Padişah, bütün atışmalarda birinci gelen Seyrani'nin ününü duyunca merak eder.Huzuruna çağırır ve kendisine samur bir kürk hediye eder.Seyrani saraydan çıkarken ayazda titreyen bir gariban görür.Padişahın kendisine verdiği samur kürkü çıkarıp üşüyen adama giydirir.Bunu görenler, sen padişaha hakaret ettin.Padişahımızın hediyesini başkasına verdin diyerek padişaha şikayet eder.Tekrar padişahın huzuruna çıkarılan Seyrani sürgünle tehdit edilince şu dizeleri okur: Hakk'ın mekânından özge bir mekân Bulmak mümkün ise bul gönder beni Bu sözleri duyan padişah sürgüne göndermekten vaz geçer.Sarayda uzun bir süre kalır.Tabi "Küçük lokma ile dolmaz avurdu Ne yaman insanı yaktı kavurdu Cihanın külünü göğe savurdu Sadarete geldi hayvan olanlar" gibi mısraları zülf-i yâre dokunur.Öldürmek isterler.Kayserili bir akrabası saraydan kaçırarak hayatını kurtarır. Aşık Revayî ile fıkra gibi atışmaları tebessüm ettirirken, Seyraniyle tilki arasında yaşananlar hepimize ders vermektedir aslında.Seyrani aşıklarla atışmalarda hep birinci olur.Bu yüzden gurura kapılır.Bir gün Seyrani'nin karşısına bir tilki çıkar ve Seyrani Baba dur hele sana sualim var der.Ve ahiretle ilgili öyle sualler sorar ki Seyrani hiç birine cevap veremez.Gurura kapıldığından kendisine ders verildiğini anlar.Ve şu dizeleri söyler Ağır meclislerde sıkılmaz iken Mengeneyle bile bükülmez iken Seyrani aslana yıkılmaz iken Dedirdin tilkiye pes kara bahtım Şiirlerini ne anlatabiliriz,ne de okumaya doyabiliriz. Her biri birbirinden kıymetli. Seyrani
Edebiyat
SeyraniHasan Ali Kasır · Acar Yayınları · 198410 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Hasan Ali KasırYazar · 7 kitap
Şair ve yazar (D. 11 Temmuz 1953, Alaattin köyü / Genç / Bingöl - Ö. 31 Ağustos 2000, Mersin). Elazığ Ziya Gökalp İlkokulu (1964), Elazığ İmam-Hatip Lisesi (1970) ve Bingöl Lisesinde (1970) okudu. Maden’in (Elazığ) Gezin köyünde bir yıl imam-hatiplik yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinden (1975) mezun oldu. “Erzurum Kongresi” başlıklı çalışmasıyla prodüktörlük (1989) tezini verdi. Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Sabri Divanı / İnceleme Metin” adlı tezi ile yüksek lisans (1990), “Esrar Dede / Hayatı, Edebi Kişliği ve Divanının Karşılaştırmalı Metni” adlı tezi ile doktora (1996) yaptı. Yükseköğrenimi süresince Diyanet İşleri Başkanlığında murakıplık (1971-75), daha sonra Osmaniye İmam-Hatip Lisesi (1976-77), Mamak Astsubay Hazırlık Okulu (1978-79), Çemişgezek Lisesi (1979-80) ve Develi (Kayseri) İmam-Hatip Lisesinde (1980-86) öğretmenlik, TRT Erzurum Radyosunda yardımcı prodüktörlük (1986-89) ve prodüktörlük (1989-96), TRT Çukurova (Mersin) Radyosunda prodüktörlük (1997-2000) görevlerinde bulundu. Mersin’de bir traÒk kazası sonucunda vefat etti. Yazı ve şiirlerini Millî Gazete (1972-75), Yeni Devir (1981-83), Develi (1983-85), Palandöken (1994-96) gazeteleri ile Erciyes (1984), Aylık Dergi (1981-85), İslâm (1988), Mina (1988-92), Karçiçeği (1991-93), Kardelen (1993), Palandöken (1992-94), Güneysu (1992-96), Kalem ve Onur (1994-96), Yedi İklim (1993-96), Kırağı (1994-96), Harman (1995-96) dergilerinde yayımladı. Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyetinin yılın Başarılı Gazeteciler Yarışmasında 1987, 1991, 1992, 1993 yıllarında Başarılı Radyo Programcısı, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin 1990 ve 1992 yıllarında Radyo-Televizyon Dalında Yılın Başarılı Gazetecisi ödüllerinin ve Millî Prodüktivite Merkezinin 1992 yılı Verimliliğe Katkı Ödülünü aldı. Basın Konseyi, Türkiye Yazarlar Birliği, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti üyesiydi. “Delâl, Kanayan Coğrafya, Kudüs şiirleri adlı üç ayrı bölümlerde şairin ne denli ağır bir şiir işçisi olduğu görülür. Yüce duygularla, kendi ifadesiyle; “Dünyanın belalarına kelimelerden balyoz taşıyarak. ‘Çünkü O; ‘Gözlerinde yaşanır / Bir ömrün sarhoşluğu’ mısrasıyla zamandan yana duygulan azad eder. Daha sonra kara, kapkara bir yalnızlıktan geleceğin duvarlarına tutunur. Oysa gül, sevdadan yana solarken, Òrar eden yaşam, alev alev bir yorgunlukla düşer. Delâl şiirinde sitemlidir şair. Kavramları bir serçe kadar narin görürken; ‘Soluduk ölümü kahrın kuyusunda / saadeti tanımadık / saadet çağından sonra’ dizelerinde adeta nostalji yaşar. Bazen kabına sığmayan bir Gladyatör, bazen haksızlığa isyan bayrağı uçuran Spartaküs duygusuyla coşkuludur. Sonunda eşyanın iç yüzünü melankolik vurur dışa... Sonunda ulaşır lirizmin doruğuna... Gerçekten de Delâl hüznün kol gezdiği şiir bahçesinde kırmızı, kıpkırmızı kanayan ama gülümseyen bir güldür. Ancak bu tebessüm ince bir tül arkasındadır. Zaten şairin özelliği de buradan gelir. Onun şiirleri okunmak bir daha okunmak sonrada düşünmek ister. Zira ağır bir işçiliğin,emeğin, düşüncenin meyvesini bir çırpıda elde etmek elbette mümkün olmamalıdır.” (Ahmet Sıvacı)