Aslı yeni evinde oturmuş bir günde bu kadar şeyin nasıl yaşandığını düşünüyordu. Eşi Kerem ile bir kaza geçirmiş, ölümden dönmüş, eşi hafızasını yitirmiş, İkiz oğulları ile evinden kovulmuş ve bir anda kimsesiz kalmıştı. Tek yanında kalan üniversite döneminden beri ona aşık olan Timurdu. Artık ayaklanması gerektiğini biliyordu. Evlatları vardı, onu hatırlamasa hatta nefretle baksa bile Kerem'e anlatması ve inandırması gereken gerçekler vardı. Bu yüzden bir anda değişen hayatına bir değişiklik daha yapıp Timur ve Kerem'in oetak işletikleri şirkette asistan olarak işe başlıyor. Ama bir türlü kocasını kendine inandıramıyor. Bir yandan da aklının ermediği bir döngünün ve bu döngünün içinde Kerem'in tehlikede olduğunu fark ediyor. İşler tamda burda dahada karışıyor. Çünkü kendini temize çıkarmak, evliliğini kurtarmak, Kerem'i inandırmak günden güne dahada zorlaşıyor. Peki ya bunların hepsini başarabilecek mi dersiniz?
Bir sır perdesiki sormayın efendim. Arapsaçı mübarek. Kerem'in anlamsız inadı Aslı'yı yormadı ama beni çokça yordu diyebilirim. Ya bi dinle! Karın o senin! Önüne ne çıkarsa çıksın ilk onu dinlemelisin. Yok efendim yok biz ve gelenklerimiz.'Anne, babamıza güvenmeyeceksek, kime güveneceğiz?' kendinize güvenin. Sonradan çıkan gerçekler onu haklı kılmaya yetmedi,yetemedi.Bir yere kadar haklıydı Kerem ama sonrasında ağzına kürekle vurma isteği oluşturdu bende. Ahh Timur ne dostundan ne sevdiğinden elini, gölgeni esirgemedin. Bana bu hikayede yanan en çok sen olmuşsun gibi geldi. Aslı'ya çokça kızdım. Evlatları için önceliği kendine vermeliydi. İşin ilginç yanı kitapta merak duygusuna bir kapıldım, akan burnum ile ben bir günde kitabı bitirdik.Yazarımızın kesinlikle akıcı bir anlatımı vardı ve kitapta tempo asla düşmüyordu. Birde en iyisinden bir ters köşe vardı ki,