·
Okunma
·
Beğeni
·
254
Gösterim
Adı:
Şizofren
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759758946
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Serander Yayıncılık
“Aşk şarabından arda kalan bir işret yorgunluğuyla hecelenen bu şiirler, mânâ denizine atılan bir şişe içinde bulundu... Şarabı ben içtim, şiirler size kaldı…”

Ey Âfet-i Sûzan!

Unutma ki, 'Aşk'; kelimelerin nâmusuna ilişmeden yekpâre sâdeliğimizle yazgımıza yenilmektir. Sevmek ise; bu yenilgiyi havârîler gibi kutsamak. Benimkisi ise; tek perdelik matineler gibi paramparça oluşun cinâyeti ya da bir çocuksu inanışın...

Sana gelince; sen, varlığını yokluğun için delîl olarak kullanmaksızın, reçineli aşklardan kaçan; ama, bir gün adanacak bir yokluğu -belki beni- varlığına delîl olarak kullanmaya muhtâç olduğun için fildişi kulemin prangalı mahkûmusun. Korkarım ki özgürlüğün dudaklarımın tuzunda…

Ey Sevgili...

Sevginin havârîlerine yetiş. Çünkü ben aşkımı göklere çıkaracak kadar edîb ve münevver; ama aynı aşkı içime gömecek kadar da edep sâhibiyim. Belki bir gün sırrıma aşinâ olursun.

Evet..! Roma bir kez yakılır; ve sen, Roma’yı yaktın...

Sergüzeştî hayâtının her gününü istiyorum...

Neden mi?

Çünkü kalender havarîler kaldıysa yollarda; sevginin en mâhrem sırrına ermek gerektir .. Yâni; dokunaklı şarkılar bir yana; taşralı türküler söyleyip, varoşlarda üşümek gerektir ..
Çünkü her gençliğin dört umdesi vardır ..
... Vatan kokusu ...
..... Kitap kokusu ...
..... Oğul kokusu...
..... ve Yârin kokusu...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şizofren
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759758946
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Serander Yayıncılık
“Aşk şarabından arda kalan bir işret yorgunluğuyla hecelenen bu şiirler, mânâ denizine atılan bir şişe içinde bulundu... Şarabı ben içtim, şiirler size kaldı…”

Ey Âfet-i Sûzan!

Unutma ki, 'Aşk'; kelimelerin nâmusuna ilişmeden yekpâre sâdeliğimizle yazgımıza yenilmektir. Sevmek ise; bu yenilgiyi havârîler gibi kutsamak. Benimkisi ise; tek perdelik matineler gibi paramparça oluşun cinâyeti ya da bir çocuksu inanışın...

Sana gelince; sen, varlığını yokluğun için delîl olarak kullanmaksızın, reçineli aşklardan kaçan; ama, bir gün adanacak bir yokluğu -belki beni- varlığına delîl olarak kullanmaya muhtâç olduğun için fildişi kulemin prangalı mahkûmusun. Korkarım ki özgürlüğün dudaklarımın tuzunda…

Ey Sevgili...

Sevginin havârîlerine yetiş. Çünkü ben aşkımı göklere çıkaracak kadar edîb ve münevver; ama aynı aşkı içime gömecek kadar da edep sâhibiyim. Belki bir gün sırrıma aşinâ olursun.

Evet..! Roma bir kez yakılır; ve sen, Roma’yı yaktın...

Sergüzeştî hayâtının her gününü istiyorum...

Neden mi?

Çünkü kalender havarîler kaldıysa yollarda; sevginin en mâhrem sırrına ermek gerektir .. Yâni; dokunaklı şarkılar bir yana; taşralı türküler söyleyip, varoşlarda üşümek gerektir ..
Çünkü her gençliğin dört umdesi vardır ..
... Vatan kokusu ...
..... Kitap kokusu ...
..... Oğul kokusu...
..... ve Yârin kokusu...

Kitap istatistikleri