Edibe Sözen’in Söylem adlı eseri, modern düşüncenin temel kavramlarından biri haline gelen “söylem”i sosyal bilimler perspektifinden ele alan önemli bir çalışmadır. Kitap, dili yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal gerçekliğin kurucu unsuru olarak konumlandırır.
Arka kapakta yer alan “Söylemin keşfinden sonra artık evrensel gerçeklik yoktur; gerçeklikler vardır.” ifadesi, kitabın düşünsel merkezini açıkça ortaya koyar. Sözen’e göre, insanın dünyayı algılayışı, anlamlandırışı ve hatta toplumsal ilişkilerini kurma biçimi söylemler aracılığıyla gerçekleşir. Bu bakımdan gerçeklik, sabit ve evrensel bir şey olmaktan çıkar; dil ve söylem içinde yeniden inşa edilir.
Yazar, söylemi hem bilgi üretiminin hem de güç ilişkilerinin temel bir zemini olarak görür. “Belirsizlik”, “mübadele” ve “refleksivite” kavramlarını, bireyin dünyayla ve toplumla olan etkileşiminde sürekli yeniden şekillenen bir anlam ağına işaret edecek biçimde ele alır. Böylece dil, yalnızca düşünceleri ifade eden bir araç değil, toplumsal düzenin, iktidarın ve bilginin yeniden üretildiği bir alandır.
Edibe Sözen’in eseri, Michel Foucault ve Pierre Bourdieu gibi düşünürlerin söylem kuramlarından beslenirken, bu kavramı Türk sosyal bilim literatürüne özgün bir biçimde taşır. Akademik üslubu yalın bir felsefi derinlikle buluşur; okuyucuya hem düşünsel hem de kavramsal bir yolculuk sunar.
Sonuç olarak Söylem, dilin toplumsal gerçekliği nasıl kurduğunu anlamak isteyen herkes için önemli bir başvuru kaynağıdır. Sözen, dili yalnızca “ifade” değil, “inşa” eden bir güç olarak konumlandırır; bu da kitabı, çağdaş düşüncenin en temel meselelerinden biri olan “gerçekliğin dil içindeki doğası” üzerine kapsamlı bir sorgulamaya dönüştürür.
Not: Çok fazla alıntı var lakin hepsini buraya yazacak