Adı:
Stefan Zweig
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
975366155X
Kitabın türü:
Çeviri:
Mahmure Kahraman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavram Yayınları
Stefan Zweig, yirmili ve otuzlu yıllarda Alman dilinin en çok okunan yazarlarından biridir. Kitaplarının baskısı milyonlara ulaşmıştır ve yapıtları elliyi aşkın dile çevrilmiştir. Die Welt von gestern (Dünün Dünyası) başlıklı otobiyografisinde gururlanarak şöyle der: "... bir gün Cenevre Milletler Cemiyetinin yayını 'Coopération Intellectuelle'in yaptığı bir istatistikte, dünyanın en çok çevirisi yapılan yazarı olduğumu okudum..." Başarıyı bir deneme kitabı olan Üç Büyük Usta (Drei Meister) ile yakalar. Bu kitabın arkasından yayımlanan öyküler Der Amokläufer (Amok Koşucusu) ve Brief einer Unbekannten (Tanınmayan Bir Kadının Mektubu) da çok sayıda basılmış ve Zweig'ın birçok düzyazısı gibi sinemaya uyarlanmıştır. İnce bir kitap olan Sternstunden der Menschheit (Yıldızın Parladığı Anlar) da kısa bir süre içinde 250 000 adet basılmış, yazarın herhangi bir aşk öyküsü içermediği için ilgi görmeyeceğini düşündüğü biyografik yapıt Fouché de bir yıl içinde 50 000 adet satmıştır. Yazarın yeni çıkan her kitabını, birçok üikede sabırsızlıkla bekleyen sadık bir okuyucu kitlesi oluşmuştur. Kahire'den Lizbon'a, Mexico City'den Şanghay'a kadar bütün büyük kitapçılarda, yolculuk yapmakta olan herkes yazarın kitaplarını bulabilmiştir. "Onun yazın dünyasındaki ünü, dünyanın öbür ucuna kadar ulaşmıştır. Fransız ve İngiliz yazınıyla karşılaştırıldığında, Alman yazınının oldukça az bir ilgi görmesi göz önünde bulundurulursa, hayli dikkat çekici bir durum. Belki de Erasmus'dan bu yana... hiçbir yazar Stefan Zweig kadar ün kazanmamıştır."

Kitaplarını coşkuyla satın alan çok sayıda okuyucunun hangi sosyal sınıfa ait olduğunu öğrenmek ilginç olabilirdi. Ama deneyimsel araştırmalar yapılmadığından, insan kişisel gözlemlerle veya az ya da çok mantıklı söylentilerle yetinmek durumunda kalıyor.

Acaba Zweig, ilginç bir şekilde kaleme aldığı özyaşam öyküleriyle hem iyi vakit geçirip hem de bir şeyler öğrenmek isteyen orta sınıfın ufku geniş bireylerini mi hedeflemişti? Psikolojik yönden duyarlı ve kolay anlaşılan öyküler, öncelikle "aydın burjuva gençliği" için mi yazılmıştı? Bütün bu varsayımlar, Helmut Scheuer tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenip düzenlenerek günümüzle bağlantı kurulmuştur. Saptama aynen şöyle; ona göre Stefan Zweig, kentsoylu ile işçi sınıfı arasında yükselmekte olan orta sınıfa seslenir. Küçük burjuva kendisini, Zweig'ın eserlerindeki ana karakter konumundaki tarihi kişiliklerle özdeşleştirir. Bu karakterlerin yaşadıkları olaylar, kaynağını "kitle edebiyatının sınırlarında gezinen" kolayca akılda kalan, derli toplu, psikolojik yönden tipik örneklerden almaktadır. Yazarın ustalığı, anımsanan fotoğrafları uygun bir biçimde sunmasında ve bunu geniş okur kitlesi için zevk haline getirmesinde yatmaktadır.

Zweig, yapıtlarını kitle yazını sınıfına sokan görüşe haklı olarak karşı çıkabilirdi. Sadece eğitimli insanlardan ve uzmanlardan oluşan küçük bir sınıf için yazdığı, yapıtlarının öncelikle yazarları ilgilendirdiği şeklindeki suçlamalara karşı çıksa daha da haklı olurdu. O, kendisini her zaman bir aracı olarak görmüştü; amacı, ilginç konuları, insanı saracak şekilde anlatarak büyük bir okuyucu kitlesinin ilgisini uyandırabilmekti. Zweig'ın, Jakob Wassermann'ın yapıtları için yaptığı değerlendirme, bir ölçüde kendi yaratısı için de geçerlidir. "Wassermann ... sevilen konuları... bilinçli olarak daha çok işlemiştir, çünkü ona göre, tüm öykülerin vazgeçilmez öğesi olan ve okuyucuya ilginç gelen konuların nazikçe küçümsenmesi ve sıra dışı öğenin acımasızca harcanması, bizim Alman romanında yüzyıldır sıkıntısını çektiğimiz belirgin gıdasızlığı doğurmuştur..."

Yahudi Zweig'ın kitapları Nazilerce yasa dışı sayılmıştır, resmi kanallarca yakılıp, bu kitapların birçoğu kütüphanelerden çıkarılmıştır. Sadece "Zehir Dolabı" ("Giftschrank") denilen yerde birkaç kitap gizlenmiştir - "bilimle ilgilenenler" içindir bu, yani genelde bu yapıtları "aşağılamak amacı" güdülmüştür. Bu baskı uyandıran önlemler, yazarın Alman dilinin konuşulduğu bölgelerdeki etkinliğini ortadan kaldırmıştır.
...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Zweig'ın yakın arkadaşı Thomas Mann ölümünden sonra onun için: " yine bizden biri büyük dünya yenilenmesi karşısında yelkenleri suya indirerek, iflas bayrağını çekerek intihar etti. Ezeli düşmanlarını sevindirmek zorunda mıydı? Bununla meşgul olmayacak kadar bencildi." demiştir. Montaigne'in "Yaşam başkalarının iradesine, ölüm ise kendi irademize bağlıdır." cümlesiyle ifadelendirdiği intihar fikrine kutsallık atfetmesine rağmen, arkadaşları bunun bir kaçış olduğunun farkındaydılar.
Hartmut Müller
Sayfa 9 - Şule Yayınları
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. Stefan Zweig

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stefan Zweig
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
975366155X
Kitabın türü:
Çeviri:
Mahmure Kahraman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavram Yayınları
Stefan Zweig, yirmili ve otuzlu yıllarda Alman dilinin en çok okunan yazarlarından biridir. Kitaplarının baskısı milyonlara ulaşmıştır ve yapıtları elliyi aşkın dile çevrilmiştir. Die Welt von gestern (Dünün Dünyası) başlıklı otobiyografisinde gururlanarak şöyle der: "... bir gün Cenevre Milletler Cemiyetinin yayını 'Coopération Intellectuelle'in yaptığı bir istatistikte, dünyanın en çok çevirisi yapılan yazarı olduğumu okudum..." Başarıyı bir deneme kitabı olan Üç Büyük Usta (Drei Meister) ile yakalar. Bu kitabın arkasından yayımlanan öyküler Der Amokläufer (Amok Koşucusu) ve Brief einer Unbekannten (Tanınmayan Bir Kadının Mektubu) da çok sayıda basılmış ve Zweig'ın birçok düzyazısı gibi sinemaya uyarlanmıştır. İnce bir kitap olan Sternstunden der Menschheit (Yıldızın Parladığı Anlar) da kısa bir süre içinde 250 000 adet basılmış, yazarın herhangi bir aşk öyküsü içermediği için ilgi görmeyeceğini düşündüğü biyografik yapıt Fouché de bir yıl içinde 50 000 adet satmıştır. Yazarın yeni çıkan her kitabını, birçok üikede sabırsızlıkla bekleyen sadık bir okuyucu kitlesi oluşmuştur. Kahire'den Lizbon'a, Mexico City'den Şanghay'a kadar bütün büyük kitapçılarda, yolculuk yapmakta olan herkes yazarın kitaplarını bulabilmiştir. "Onun yazın dünyasındaki ünü, dünyanın öbür ucuna kadar ulaşmıştır. Fransız ve İngiliz yazınıyla karşılaştırıldığında, Alman yazınının oldukça az bir ilgi görmesi göz önünde bulundurulursa, hayli dikkat çekici bir durum. Belki de Erasmus'dan bu yana... hiçbir yazar Stefan Zweig kadar ün kazanmamıştır."

Kitaplarını coşkuyla satın alan çok sayıda okuyucunun hangi sosyal sınıfa ait olduğunu öğrenmek ilginç olabilirdi. Ama deneyimsel araştırmalar yapılmadığından, insan kişisel gözlemlerle veya az ya da çok mantıklı söylentilerle yetinmek durumunda kalıyor.

Acaba Zweig, ilginç bir şekilde kaleme aldığı özyaşam öyküleriyle hem iyi vakit geçirip hem de bir şeyler öğrenmek isteyen orta sınıfın ufku geniş bireylerini mi hedeflemişti? Psikolojik yönden duyarlı ve kolay anlaşılan öyküler, öncelikle "aydın burjuva gençliği" için mi yazılmıştı? Bütün bu varsayımlar, Helmut Scheuer tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenip düzenlenerek günümüzle bağlantı kurulmuştur. Saptama aynen şöyle; ona göre Stefan Zweig, kentsoylu ile işçi sınıfı arasında yükselmekte olan orta sınıfa seslenir. Küçük burjuva kendisini, Zweig'ın eserlerindeki ana karakter konumundaki tarihi kişiliklerle özdeşleştirir. Bu karakterlerin yaşadıkları olaylar, kaynağını "kitle edebiyatının sınırlarında gezinen" kolayca akılda kalan, derli toplu, psikolojik yönden tipik örneklerden almaktadır. Yazarın ustalığı, anımsanan fotoğrafları uygun bir biçimde sunmasında ve bunu geniş okur kitlesi için zevk haline getirmesinde yatmaktadır.

Zweig, yapıtlarını kitle yazını sınıfına sokan görüşe haklı olarak karşı çıkabilirdi. Sadece eğitimli insanlardan ve uzmanlardan oluşan küçük bir sınıf için yazdığı, yapıtlarının öncelikle yazarları ilgilendirdiği şeklindeki suçlamalara karşı çıksa daha da haklı olurdu. O, kendisini her zaman bir aracı olarak görmüştü; amacı, ilginç konuları, insanı saracak şekilde anlatarak büyük bir okuyucu kitlesinin ilgisini uyandırabilmekti. Zweig'ın, Jakob Wassermann'ın yapıtları için yaptığı değerlendirme, bir ölçüde kendi yaratısı için de geçerlidir. "Wassermann ... sevilen konuları... bilinçli olarak daha çok işlemiştir, çünkü ona göre, tüm öykülerin vazgeçilmez öğesi olan ve okuyucuya ilginç gelen konuların nazikçe küçümsenmesi ve sıra dışı öğenin acımasızca harcanması, bizim Alman romanında yüzyıldır sıkıntısını çektiğimiz belirgin gıdasızlığı doğurmuştur..."

Yahudi Zweig'ın kitapları Nazilerce yasa dışı sayılmıştır, resmi kanallarca yakılıp, bu kitapların birçoğu kütüphanelerden çıkarılmıştır. Sadece "Zehir Dolabı" ("Giftschrank") denilen yerde birkaç kitap gizlenmiştir - "bilimle ilgilenenler" içindir bu, yani genelde bu yapıtları "aşağılamak amacı" güdülmüştür. Bu baskı uyandıran önlemler, yazarın Alman dilinin konuşulduğu bölgelerdeki etkinliğini ortadan kaldırmıştır.
...

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • İbrahim Kızıl
  • Merve şenol
  • Mazlum İlhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0