Sultan Palamut bende ilginç bir izlenim bıraktı; Metin Eloğlu’nun dilindeki o kendine özgü alaycılık, toplumla derdi olan ama bunu mizahla harmanlayan tavrı hoşuma gitse de kitap genel olarak beni tam anlamıyla içine çekmedi. Bazı şiirlerde güçlü imgeler ve sağlam bir duruş hissettim, özellikle şairin hem bireysel hem toplumsal meseleleri yalın ama vurucu bir dille işlemesi etkileyiciydi; ancak bütününe baktığımda derinlik ve tutarlılık açısından aynı tadı her sayfada alamadım. Şiirlerin bir kısmı çok iyi bir yere temas ederken bir kısmı yüzeyde dolaşıyormuş gibi hissettirdi, bu da okuma deneyimini zaman zaman sekteye uğrattı. Kitabın kısa oluşu da “az ama öz” yerine “keşke biraz daha işlenseymiş” duygusu uyandırdı. Yine de Eloğlu’nun diliyle o özgün bakışını tanımak için okunabilir bir eser; fakat bende beklentimi tam karşılayan bir etki yaratmadı.
Şairden okuduğum birçok kitabın içinden belki de en iyisi diyebilirim şu ana kadar. Şairin toplumcu çizgisini en net biçimde görebilirsiniz bu şiir kitabında. Kısa ama çok dolu bir kitap.
Sultan PalamutMetin Eloğlu · Desen Yayınları · 195722 okunma
Nahide Hanım ve bahçıvan Hasan Efendi'nin oğlu olarak 11 Mart 1927'de doğdu. Bulgurlu ve Kısıklı ilkokullarında ve Üsküdar Sultantepe Ortaokulu'nda okudu. Ortaokuldan mezun olduktan sonra, 1943'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi. Akademi'de Ş. Toray, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Z. Kocamemi'nin atölyelerinde çalıştı. 1946'da siyasi nedenlerden dolayı iki ay tutuklu kaldı. Olay üzerine Akademi'deki kaydı silindi. 1947'de Akademi'ye dönüp konuk öğrenci olarak derslere devam ederken askere alındı; disiplinsizliği yüzünden aldığı uzatma cezaları nedeniyle askerliği ancak beş yılda tamamlayabildi. Askerden sonra İstanbul Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'ne bağlı Yıldız'daki bir bölümde çalışmaya başladı. Buradaki işinden de kısa bir süre sonra ayrıldı. Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme çalışmaları yaparak geçimini sağladı.
Edebiyata öyküyle adım attı. 1942'de Servetifünun-Uyanış dergisinde ilk öyküsü yayınlandı. 1943'te İzmir’de basılan Kovan adlı dergide de Mehmet Metin imzasını taşıyan "Sabah Şarkısı" şiirine yer verildi.
Ressam olarak lekeci bir anlayışla soyut ve figüratif çalışmalar yaptı. "Genelev", "Çıkmaz Sokak", "Gecekondu Sofrası" gibi büyük kompozisyonlar, İstanbul görünümleri ile yazar ve şair portreleri yaptı. Çok sayıda sergi açtı. 1967'de düzenlenen 1. DYO Resim Sergisi'nde ve 1976'da yapılan İstanbul Yarımca Sanat Şenliği'nde birincilik ödüllerine layık görüldü.
Eserlerinde adının dışında Mehmet Metin, Mehmet Emin, Ali Haziranlı, Etem Olgunil, Nil Meteoğlu ve Nil Etemoğlu imzalarını kullandı.[3] 1955-1962 yılları arasında Yeditepe dergisine resim eleştirileri, 1959-1971 arasında Güney dergisine kitap tanıtımları yazdı. 1985'te İstanbul'da öldü.