Tatlı Çikolata

·
Okunma
·
Beğeni
·
43
Gösterim
Adı:
Tatlı Çikolata
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056857058
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elfene Dünya Yayıncılık
Tatlı Çikolata, ülkemizde hemen hemen denenmiş tüm anlatı yöntemlerini altüst eden bir kısa roman. Okuyucu Merih Günay’ın bu romanını okurken çok dikkat etmek zorunda, çünkü yazar konu anlatımında alışılagelmiş zaman kullanımlarıyla da, diyalogların metne yerleşim biçimleriyle de, mekan belirleme yöntemleriyle de, klasik öyküleme anlayışıyla da ustaca oynamış. Konu anlatımı teknolojik gelişimle iç içe olduğu için de anlatımdaki geçişler sırat köprüsü gibi.

Bu kitabı okurken kendi aşk cehenneminize girmeden önce metinler arasındaki o kısa başlıklara da çok dikkat etmenizi öneriyoruz, çünkü dikkat etmezseniz yazarın sunduğu aşk labirentine giremezsiniz. Tabii o labirente girerken de Günay’ın elinize tutuşturduğu bulmacayı almayı unutmayınız lütfen. Çünkü kendi aşk yolunuzu ancak o bulmacayı çözerek bulabilirsiniz...

***

“Günü geldiğinde yeniden bir araya geleceğiz. Benim karanlık noktalarım, senin gizemin, korkuların. Üstesinden gelebilmemiz için evrilmemiz lazım, bunları şimdi yenemeyiz. Yaşayacaklarımız var öncesinde, göreceklerimiz, edineceklerimiz. Sadece bu kadar değiliz, çünkü içimizde daha fazlası var ve hep olacak.”

***

“Selam.” dedi tatlı sesiyle, ürkütmeden. Valizini yere bırakıp küçük elleriyle adamın kollarına dokunup gözlerine baktı. “İyisin değil mi?” Adam evet anlamında başını salladı. “Hazırsan gidelim mi?” diye sordu genç kadın, adam yine başını salladı.”
84 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Her insan hayattan havlu attığı, yaşamak istemediği, yaptığı hiçbir şeyden huzur bulamadığı, canının bir şey yapmak istemediği dönemler yaşar. ’Nedenini bilmiyorum ama kötüyüm.’ dediğimiz dönemlerdir bunlar. Aslında nedeni bilinen, bilinçaltına itilen, gizlenen, paylaşılmayan ve biriken; biriktikçe ötelenen duygular ve düşüncelerdir bunlar. Ve ötelendikçe de havlu attırır insana bu ‘Acı çikolatalar’…

İddialı bir okuyucuyumdur. Ancak böylesi olumsuz bir ruh halinde iken okumak şöyle dursun, kitap görmek dahi istemiyordum. İşte bu halet-i ruhiye içerisindeyken tesadüfen geçti elime Merih Günay’ın ‘Tatlı Çikolata’sı. Tesadüflere inanan bir insan değilimdir ve Tatlı Çikolata’yı bu nedenle hayatımın tevafuku olarak adlandırıyorum. Evet… Tatlı Çikolata adlı bu yapıtın elime geçmesi asla tesadüf olarak değerlendirilemez, bu bir tevafuk ve hayatımın en ‘tatlı tevafuku’…

Romanın kahramanı geçmişte aldığı kararların ve yaptığı yanlış seçimlerin sonucu olarak uzun yıllar boyunca olumsuzluklar zincirinde boğulur ve birbirini takip eden tekdüze günlerin, ayların, yılların sonucunda hayat ona Tatlı Çikolatasını hiç ummadığı bir anda sunar. Yitirilmiş onca duygunun, aşka kapanmışlığın, sevgisizliğin, hayattan geri çekilmenin ödülü olan Tatlı Çikolata aslında kahramanın hayatını boşluktan varlığa dönüştüren bir ruh ikizidir.

Kitapta beni en çok etkileyen bölümler, Tatlı Çikolata’nın aşka dair zamanlama konusunda yaptığı vurgulardı. Yıllar önce tesadüfen karşılaşan hayatların, yıllar sonra aşk çemberinde kesişme hikâyesinin zamanlamasına dair yapılan vurgular. İşte bu zamanlama; içine kapanık, insanlardan kendisini tamamıyla yalıtmış, geri çekilmiş, çekingen kahramanımız ile sosyal hayatın tam da göbeğinde olan, güler yüzlü, sevecen, pozitivist Tatlı Çikolatanın, eşitsizliklerin buluşmalarına ve aşkla yürümelerine sebep…

Bir solukta okuduğum Tatlı Çikolata’nın son sayfalarına yaklaştığımda depreşen yüreğim beni kitabın ilk sayfalarına doğru tekrar tekrar sürükledi. Neyi kaçırdığımı ararken buldum kendimi. Merih Günay’ın kaleminden çıkan sözcüklerin gizemine kapıldım ve ardı ardına sürekli tekrarladım bu davranışı. Sona yaklaşmanın yüreğimde yarattığı tebessümün yerini güzel bir aşk hikâyesinin tatlı heyecanı aldı. Heyecanı merak, merakı heyecan ardı sıra takip etti durdu ve işte yine o hissiyat. Bu hikâye burada bitmemeliydi düşüncesi. Acaba bitti mi ve devamı gelecek mi merakı.

Yitirilmiş geçmiş ve umut vadeden gelecek arasında gidip gelen aşk hikâyesi insanda hayata çelme atma fikri yaratıyor. Sönmüş volkanın yeniden canlanması gibi, acı bir hayatın tatlı bir devama yönelmesi gibi, sevgisizlikten sevgiliye ve de sevgiye geçiş yapmak gibi… Bu nedenle Tatlı Çikolata benim yüreğimde ‘’Köprü’’ adını aldı. Bir tarafında yanar dağdan püsküren lavların olduğu ama diğer tarafında serinletici bir nehrin yer aldığı yanmaz bir köprü… Romanı okumayı tamamladığımda hayatımın ‘Tatlı Çikolata’sı ile onun bana sunacağı ‘köprüyü’ beklerken buldum kendimi.

Sernur Kocagöz
Başımı döndürüyor. Takip etmek yoruyor paslanmış zihnimi. Kaç yaşında? Çok genç görünüyor ekranda. Çürümüşüm, kokuyorum.
İşte bir kalp, bir kadeh, ardından da bir öpücük. Bir kalp daha. Yanlış mı anlıyorum?
Yakında buralara tekrar geleceğini söyledi. Beni görmek için hem de. Bunca yıl sonra. “Ama” dedim, “Gelirsen…” “Gelirsen de görüşürsek…” tamamlamama izin vermedi:
“Ne isterseniz yapabilirsiniz.”
Merih Günay
Sayfa 8 - Elfene Dünya Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tatlı Çikolata
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056857058
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elfene Dünya Yayıncılık
Tatlı Çikolata, ülkemizde hemen hemen denenmiş tüm anlatı yöntemlerini altüst eden bir kısa roman. Okuyucu Merih Günay’ın bu romanını okurken çok dikkat etmek zorunda, çünkü yazar konu anlatımında alışılagelmiş zaman kullanımlarıyla da, diyalogların metne yerleşim biçimleriyle de, mekan belirleme yöntemleriyle de, klasik öyküleme anlayışıyla da ustaca oynamış. Konu anlatımı teknolojik gelişimle iç içe olduğu için de anlatımdaki geçişler sırat köprüsü gibi.

Bu kitabı okurken kendi aşk cehenneminize girmeden önce metinler arasındaki o kısa başlıklara da çok dikkat etmenizi öneriyoruz, çünkü dikkat etmezseniz yazarın sunduğu aşk labirentine giremezsiniz. Tabii o labirente girerken de Günay’ın elinize tutuşturduğu bulmacayı almayı unutmayınız lütfen. Çünkü kendi aşk yolunuzu ancak o bulmacayı çözerek bulabilirsiniz...

***

“Günü geldiğinde yeniden bir araya geleceğiz. Benim karanlık noktalarım, senin gizemin, korkuların. Üstesinden gelebilmemiz için evrilmemiz lazım, bunları şimdi yenemeyiz. Yaşayacaklarımız var öncesinde, göreceklerimiz, edineceklerimiz. Sadece bu kadar değiliz, çünkü içimizde daha fazlası var ve hep olacak.”

***

“Selam.” dedi tatlı sesiyle, ürkütmeden. Valizini yere bırakıp küçük elleriyle adamın kollarına dokunup gözlerine baktı. “İyisin değil mi?” Adam evet anlamında başını salladı. “Hazırsan gidelim mi?” diye sordu genç kadın, adam yine başını salladı.”

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Alisa Edzel
  • Zehra Mert

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0