Önceki incelememe #213782830
; “ Ne zor değil mi yaşamak… Ne zor insanlarla yaşamak… İnsanlar olmasaydı, yaşamak bu kadar zor olur muydu? Sahiden, yaşamak. İnsanlara karşı verilen bir mücadeleden ibaret midir?” diye başlamıştım. Allah hiç bir şeyi karşımıza sebepsiz çıkarmaz. Bu kitabı okuyunca anladım ki yaşamak insanlara karşı değil kendimize karşı verdiğimiz bir mücadeledir.
Sıradaki kitabımı ‘kapak tasarımını çok beğendiğiniz bir kitap’ başlığı altında seçtim. Dışı kadar içi de mükemmel olan kitap hakkında sizinle fikirlerimi paylaşmak istiyorum. #215226136
Kemal Sayar sayfa on yedide kitabın hedef aldığı kişiler hakkında şöyle demiş: “Bu kitabın terapistlere, terapi öğrencilerine, yolu terapiyle kesişmiş danışanlara ve nihayet modern uygarlığa eleştirel gözle bakmayı şiar edinen okurlara dişe dokunur bir şeyler söyleyebileceğini ümit ediyorum.” Okuyucu olarak bu seçeneklerden biri ile ele aldığınızda ziyadesiyle umduğunuzu bulacağınızı söyleyebilirim. Ancak ben özellikle terapi öğrencilerinin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum.
Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde psikoterapinin kültürel arka planını tartıştığını, günümüz toplumununda insan ilişkilerinin bir resmini çizmeye çalıştığını söylüyor Sayar…
İlk bölümde daha fazla terimsel ifadeler, açıklamalar olduğunu gördüm. Bu psikolojik terimlerden uzak olanları -ki ben de öyleyim- sıkabilir.
İkinci bölümde Sayar, “Psikoterapideki esaslı paradigma değişimine değindim. İnsanı tek başına bir ruh, yalnız bir zihin olarak değerlendiren ve onun ilişkisel boyutunu görmezden gelen tek kişi yaklaşımını eleştirdim.” Diye tanımlıyor. Verimli bir bölüm olduğunu, daha çok ‘yolu terapiyle kesişmiş danışanlar’ın faydalanacağı bir bölümdü. Üzerinde bol bol
TerapiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2022363 okunma
Bir süredir hayatımda eksik olan birşeyi bulmuşum gibi hissediyorum.
Psikoloji ve psikoterapi konularına daha çok hayatımda yer verdim. İnsanın insanı dinlemediği bir dönemdeyiz. Kimisi derinlerindeki mağaralarına inmek ve kendi karanlığıyla yüzleşmek isterken kimileri de yalnızca hikâyelerini dinleyecek bir kulak arar.
İnsan pisikolojisi çok farklıdır. Konuşmak anlatmak bazen onu iyileştirir. Hayatında senin ruhuna dokunan birisi varsa her zorluğun üstesinden gelebilirsin. O zamanlarda psikoterapi işe yarar tabi sen istersen.
Ben her zaman herkes kendi doktorudur diye düşünenlerdenim.
İnsan istediği sürece herşeyin altından kalkabilir...
Biz insanız herşey mükemmel değil. Çok acılar yaşarız ama bunu ne kadar yaşayacağımız bize bağlı. Önce bize sonrada bu alanda uzman olan birine danışılarak yapamayacağımız bir şey yok. Kendi içine bakmayı bilen, zaaf ve kör noktalarıyla yüzleşebilen ve kendisine
dayanak kıldığı kuramın eksikliklerini fark edebilen bir insan daha sahici şekilde kendini bulabilir. Bu kitap boyunca, psikoterapiyi sadece "bir dizi teknik"
şeklinde basitleştiren ve kendisini yaslaması gereken insancıl özü ıskalayan indirgemeci yaklaşımlara karsı çıkacağız. Günümüzün hızla değişen ve karmaşıklaşan dünyasında terapistin de kültürel, sosyal ve politik bağlamaları dikkate alan, esnek bir uygulamacı olması gerekiyor.
Psikoterapi nedir? Yunanca
"therapeuein", "iyileşmek" ya da
"iyileştirmek" anlamlarına gelir, bu sebeple psikoterapi tam anlamıyla "ruh iyileştirmesi" demektir.
Herkesin okuyabileceği bir kitap tavsiye ederim...
Açıkçası bazı noktalarda okumakta zorlansam da kitabın geneline baktığımda psikoterapiye yönelik güzel ve detaylı bir kaynak. Okumakta zorlanmamın nedeni de kuramsal çerçeveden kaynaklı.
TerapiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2022363 okunma
Bir binaya bakan mimar, o binanın estetiğine ve mekaniğine odaklanacaktır; onu görecektir. Aynı binaya bakan emlakçı, bu binadaki yatırımları kafasında tasarlayacaktır. Aynı bina bir başkası için sadece oturulacak bir ev'dir. Dünyaya bakış açımız gördüklerimizdir. Veya tam tersi, gördüklerimiz aklın merceğidir. Günümüz dünyasında uzmanlaşma ve rasyonalite insanları dünyayı "olduğu gibi" görmelerini engellemiştir. Bu sebeple yazar/Masanobu-Fukuoka konuya dair güzel bir önerme sunar ve der ki; dünyayı olduğu gibi gören yalnız çocuklardır... Yukarıda bahsettiğim kısa açıklamanın sebebi yazarın insan ruhuna bakış açısını ifade edebilmem içindi. Nedir o bakış açısı diye soracak olursanız; terapist gözünden terapi ve özne olarak insan ruhudur. Kemal Sayar, bu eserinde bir terapinin asli unsurlarını ve nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği üzerine yoğunlaşmış, ara ara da bize insan ruhuna dair açıklayıcı ve tamamlayıcı bilgiler vermektedir. Kitap genel okuyucudan ziyade psikoloji profesyonellerine yönelik hazırlanmıştır. Bir terapistin gözünden insan ve ruhu nedir? Nasıl terapi edilmeli ve uygun yaklaşımlar ne olmalıdır? gibi soruların cevaplarını, eserde Kemal Sayar Hoca'nın penceresinden görebilirsiniz. Sıradan bir okursanız eser pek ilginizi çekmeyebilir.
TerapiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2022363 okunma
Kemal Sayar'ın elimde en uzun kalan kitabıydı. Fazla terminolojik mi buldum bana fazla mı geldi bilemedim ama kolay konsantre olamadım. Diğer kitaplarındaki o sarıp sarmalayan sıcacık üslup makalenin soğukluğuna bulanmış olabilir.
Psikoterapinin modern çağın insanına "eşsiz bir karşılaşma" imkanı sunduğunu vurgulayan yazar bu bilime kültürden, gelenekten itirazları derlemiş.
Üç ana bölümden oluşan kitapta ilk bölüm psikoterapinin tüm detaylarıyla tanıtıldığı, modern bireyin ruh hali ve ihtiyaçları üzerinde durulmuş. Ikinci bölüm "varolmak tanımaktır" başlığıyla başlıyor ve çeşitli kuramların bu çağa verdiği cevapları açıklıyor. Fıtrata geri dönüş diye nitelediği intersubjektif kuram başlığı en ilgimi çeken bölümlerdendi. Son bölüm ise "radikal empati" başlığıyla başlıyor.
Benin, benliğin sürekli yüceltildiği zamanimizda "ötekinin olmadığı yerde ben yoktur ve olmayacaktır." Cümlesini idrak çok kiymetli.
TerapiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2022363 okunma