Sosyal açıdan beceriksiz Chloe Cooper, zamanını köpek gezdirmek, barmenlik yapmak, hasta annesine bakmak ve güvenli bir mesafeden insanları izleyip hayatlarına dair hikayeler uydurmak arasında bölüyor.
Tıpkı Chloe'nin yeni komşuları gibi: Göz alıcı bir influencer olan Jemma Spengler ve Jemma'nın kocası, ünlü cerrah Adam. Onlar çekici, zengin ve pencereleri açık bir evde, bu yüzden de çok açıkta.
Pasifik Kuzeybatı'ya taşınmak, Jemma ve Adam için yeni bir başlangıç olmalı. Bu, sırlar tarafından parçalanmış bir evliliğe yenilenmiş bir bağlılık. Geçmişlerindeki trajik kayıplarla başa çıkma şansı. Ancak Jemma için bu yeni başlangıç, aynı zamanda rahatsız edici bir şekilde izlendiği hissiyatıyla birlikte geliyor. Daha sonra, sabahın erken saatlerinde, sisle kaplı bir kumsalda, Chloe bir yüzücünün cinayetine tanık oluyor.
Şüpheleri uyandığında, komşularını aniden uğursuz bir ışık altında görmeye başlar. Ancak bir dedektif ve ortağı yaklaştıkça, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Çünkü sırları olanlar sadece Spengler'lar değildir. Ve izleyen sadece Chloe değildir.
#theswimmer, insanı sadece bir cinayet gizemine değil, aynı zamanda insan ruhunun en karanlık dehlizlerine sürükleyen, yoğun bir psikolojik gerilim kitabı.
Yazarın bizi güvenilmez bir tanık olan Chloe'un zihnine sokarak gerilimi doğrudan kendi yargılama yeteneğinize taşıması, kendi mahkemenizi kurmanızı sağlıyor. Adam ve Jemma'nın yalanlarla örülmüş, toksik evliliğinin ardındaki ihaneti; planlanan bir cinayetin kaderin acı bir cilvesiyle hedefini şaşırmasını ve bunun yol açtığı akıl oyunlarını soluksuz okudum.
Kitabın çoklu bakış açısı ve doğrusal olmayan kurgusu, kitabı parçalı bir yapboz gibi sunuyor. Bu yapı sayesinde sayfalar hızla akıp giderken, sürekli kimin masum, kimin manipülatif olduğunu çözmeye