Kasırga ve Dehşet

Timur

Harold Lamb
Avrupalıların tanıdıkları kralların uzun listesi arasında Timur’un yeri yoktur. Onun kimliği ve kişiliği hakkında tatmin edici bilgilere sahip değillerdir. Tarih sayfalarında onun saldığı korkunun geçici bir izine rastlanır, hepsi bundan ibarettir... Halbuki Asyalılar için durum çok farklıdır; Timur, onların gözünde daima Başbuğ ve efendidir.
Sayfa 9 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih
O asırdaki Avrupa sahnesinin dekorunu biliyoruz, ancak dünyaya hâkim olmaya teşebbüs eden adamı tanımıyoruz. O zamanın Avrupalılarına Timur’un görkemi doğaüstü bir durum, kudreti de şeytanî bir güç gibi görünüyordu. Onu kapılarına dayanmış gördükleri zaman, Avrupa’nın kralları, “Tatar İli’nin hakanı Yüce Timur”a nameler ve elçiler gönderdiler.
Sayfa 8 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zamanın bir hicivcisinin dediği gibi, orada divaneler, servetin ve talihin göz bebeği; arifler ise ekmeğini kazanamayan birer zavallı idi. Orada hanımefendi, çok âşığı olan kadın, ev kadını da âşığı az olandı.
Sayfa 138 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih
Orada bir şah oğlunun gözlerini oyar; kardeşinin ölümüne güler ve "şimdi toprağı iyi pay ettin işte; o altını aldı üstü de bana kaldı" derdi.
Sayfa 138 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih
Timur Şiraz’a adam yollayıp meşhur şair Sadi-i Şîrazi’yi çağırtmış. Acem şairi cihangirin karşısına, fakirliğini göstermek için, gayet sade bir kılık ile çıkmış. Timur, kendisine sert bir eda ile demiş ki: “Duyduğuma göre şu beyiti sen yazmışsın?” dedi ve konuşmasına devam etti: “Eğer an Türk-i Şirazî bedest âred dil-i mârâ Behâl-i hinduyeş bahşem Semerkant-ü Buhara.” Şair, “Evet, Ulu Hakan’ım, doğrudur; bu beyiti ben yazdım” diye karşılık verince, Timur: “Ben Semerkant’ı yıllarca savaşarak kılıcımla zapt ettim. Şimdi de diğer bunca büyük şehirlerde bulunan güzel şeyleri alıp onu süslüyorum. Nasıl olur da sen onu bir Şirazlı kıza armağan etmek istersin?” diye sormuş. Şair evvelâ biraz duraksadıktan sonra gülümseyerek: “Efendimiz” demiş. “Ben çok eli açık bir adamım. Şu gördüğün perişan hale de bu yüzden düştüm. İşte Semerkant’ı da sevgilime bu cömertlik ile bağışladım.” Bu hazır cevaplık Timur’un hoşuna gitmiş; Hafız’a bol bol hediye ve ihsanlarda bulunmuş… (s.142-143)
Sayfa 143 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih
Sadi-i Şîrazi'in son koruyucu şah'ından, Timur'a son bir mektup.
“Büyük adamlar, dünyanın bir karar üzerine dönmediğini bilirler. Arif olanlar boş şeylerle uğraşmazlar; kendilerini geçici zevklere vermezler; çünkü hepsinin fâni olduğunu bilirler… Aramızdaki antlaşmaya gelince, bunu hiçbir vakit bozmamaya ahdetmiş olduğumdan, zatı şehriyarilerinin dostluğunu en büyük kazançlarımdan biri saymaktayım. Müsaadeleriyle arz ederim ki; en aziz amacım, sözümü tutmadığımdan dolayı beni cezalandırmayı aklınıza bile getirmemeniz için, bu antlaşmayı kıyamet gününde bile elimden düşürmemektir… Kâinatın yüce sahibi olan Allah’ın huzuruna gitmekte olduğum şu sırada, vicdanımı rahatsız edecek hiçbir şey yapmamış olduğuma şükrediyorum. Sadece insan hayatının ve tabiatın gereği olan kusur ve günahları elbet ben de işledim. Dünya yüzünde kaldığım elli üç yıl içinde makuliyet dairesinde bekleyebileceğim bütün zevkleri tattım. Buna da şükrediyorum. Sonuç olarak, yaşadığım şekilde ölüyorum. Bu dünyanın boş şeylerinin hepsinden elimi çektim. Tanrıdan, Hazreti Süleyman kadar akıllı, İskender kadar büyük olan Timur için uğur ve selâmetler dilerim. Yüksek himayeniz altında uzun ömürlü olmasını temenni ettiğim oğlum Zeynelâbidin’i evvel Allah, sonra sizin ihsanınıza terk ediyorum. Antlaşmamıza olan sadakatinizden nasıl şüphe edebilirim? Sizinle daima dost olarak şu dünyaya gözlerini yummakla bahtiyar olan bu sadık dostunuza son bir duada bulunmanızı rica ederim. Sizin gibi büyük ve bahtı yaver bir şehriyarın duasıyla Tanrının mağrifetine kavuşayım. Zati şahanelerinden hem bu dünyada hem de öbür dünyada bunu dilerim.” (s.138-139)
Sayfa 139 - Yurt Kitap Yayın·Kitabı okudu
Tarih