Raflarda okunmak için sırasını bekleyen onlarca kitabın var ve sen hâlâ “bir tane daha alabilirim” cümlesini gayet rahat kurabiliyor musun? Öyleyse merhaba Tsundoku.
Taiki Raito Pym bu küçük ama etkisi uzun süren kitabında, kitap biriktirme hâlimize bir isim veriyor: tsundoku. Japonca bir kelime. Okunmamış kitapları üst üste koyup yine de yenilerini almaya devam etme sanatı. Evet, sanat. Pym, kitap biriktirmeyi bir kusur gibi ele almıyor çünkü. Aksine, bunu zihinsel bir hazırlık hâli olarak görüyor. Henüz okunmamış kitaplar, gelecekteki benliğe bırakılmış notlar gibi. “Bir gün sana döneceğim” diye alınan ciltler… Bu bakış açısı, yıllardır içimde dolaşan o hafif suçluluk hissini ciddi biçimde yumuşattı. Yani daha fazla kitap satın alabilirim, demek bu.
Kitap boyunca “ne kadar tsundokusun?” diye soran küçük testler var. Evet, bildiğin test. Raf sayısı, okunmamış kitap oranı, aynı anda başlanan kitap miktarı gibi sorularla kendi okur profilini çıkarıyorsun. Bazıları gülümsetiyor, bazıları biraz yüzleştiriyor. Ben birkaç soruda durup düşündüm. Bazılarında kahkaha attım. Çünkü cevaplar fazla tanıdık.
Metnin tonu yargılayıcı değil. Kişisel gelişim klişelerine de sapmıyor. “Az al, çok oku” vaazı yok. Daha çok şunu söylüyor: Okumak bir yarış değil. Kitaplar bir görev listesi değil. Bazen bir kitabı sadece sahiplenmek bile yeterli. O kitabın evinde bulunması bile zihinsel bir temas anlamına gelir.
Pym ayrıca şuna da dikkat çekiyor: Tsundoku çoğu zaman meraktan doğar. Yeni fikirlere, başka dünyalara, başka hayatlara açılan kapılar birikir raflarda. Bu bir erteleme değil; potansiyel bir keşif alanı. Ben bu kısmı özellikle sevdim. Çünkü kitap alırken aslında umut satın alıyoruz. “Bir gün buna da sıra gelecek” umudu.
Benim için Tsundoku, kitap severlere yazılmış minik bir
Kitapseverseniz bu kitabı okurken yüzünüzde bir tebessüm olacak. Sayfalarca inceleme yazmaya gerek yok. Bu kitabı keşfettiğim için kendimi şanslı hissediyorum :)
Taiki Raito Pym, tek bir kişi değil, tsundoku felsefesine yenik düşmüş tutkulu okurlar grubunun adıdır. Daha çocukken kitaplar evlerini ele geçirmeye başlamıştı ve ne olduğunu anlayana dek çoktan yaşam alanlarının başköşesine yerleşmişti. Elbette, hepsinin en az bir tane de kedisi var. Ama o da başka bir hikâye!