Bilimkurgu türünün yetenekli kalemlerinden Burak Cem Coşkun'un kaleme aldığı Uglata, okuyucuyu distopik bir gelecekte, Yüksek Oligarklar Konseyi'nin hüküm sürdüğü bir dünyaya götürüyor. Bu dünyada yalnızca Konsey tarafından seçilmiş kişiler yazı yazma hakkına sahiptir ve bu yazarlar, Negatif Us (NU) adı verilen gelişmiş bir yapay zekâ teknolojisiyle sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. NU, yazarların düşüncelerini ve parmak hareketlerini izleyerek, onların iradesini hapsedip sadece izin verilen hikayeleri yazmalarına olanak tanır. Ancak, bir yazar, bu teknolojiyi alt etmeye ve dünyanın ilk özgürce yazılan eserini ortaya çıkarmaya kararlıdır.
Uglata, yazarın özgürlüğe ulaşma çabasını, ilginç ve özgün yöntemlerle anlatıyor. Yazar, parmak kinematiği ve alt bilinç üzerinden NU'yu atlatmak için aynadan ters yazmak gibi farklı yazma tekniklerini kullanıyor. Roman, Galata Kulesi'nden başlayarak, Kuzey Arnhem topraklarındaki Aborijin kabilelerinin ritüellerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada geçiyor. Bu çeşitlilik, okuyucuyu farklı kültürler ve yaşam biçimleri ile tanıştırırken, aynı zamanda anlatıcının özgürlüğe olan tutkusunu ve bu uğurda yaşadığı ihanetleri ve zaferleri gözler önüne seriyor.
Kitap, okuyucusuna sadece bilimkurgusal olaylar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve ona ulaşmak için verilen mücadelenin ne denli zorlu olabileceğini de gösteriyor. Burak Cem Coşkun'un zengin hayal gücü, detaylı kurgusu ve karakter derinliği, okuyucuyu hikayenin içine çekiyor ve sayfalar ilerledikçe merak uyandırıyor. Kitap, 155 sayfalık kısa bir hacme sahip olmasına rağmen, içerdiği yoğun ve derin temalar sayesinde okuyucunun zihninde uzun süre yer edinecek bir eser.
Coşkun'un dili ve anlatımı, NU'nun kontrolünü kırmaya çalışan yazarın içsel