Büyük yürekli Fabricius bu soylu düşünceyle söylemişti şu sözü: "Kendim zengin olmaktansa, zenginlere baş olmak isterim. Bir halkın acıları, iniltileri ortasında keyif sürmek krallık değil zindan bekçiliği etmektir."
Nasıl oluyor da bir eşek kadar bile kafası işlemeyen vicdansız, ahlaksız, budala zenginin biri sadece birkaç torba altını var diye; akıllı, dürüst bir sürü insanı buyruğu altında köle gibi kullanabiliyor?
...toplum ölüm cezasını verirken beş on para çalmanın değil, adaletin ve yasaların öcünü almaktadır. Ben de buna karşı bu ilkeyi söyleyeceğim: Summum jus summa injuria (Aşırı doğruluk aşırı haksızlık getirir).
Utopialılar kokusu ile havayı bozup salgın hastalıklara yol açmasın diye kirli, pis ya da tiksindirici herhangi bir şeyin şehre gelmesine de izin vermezler.
İnsanlar kralları insanların yararı için başa getirdiler, kralların yararı için değil. Kendilerini rahat yaşatacak, saldırıdan, sövgüden koruyacak güçlü bir dayanak istediler. Kralın en kutsal ödevi, kendininkinden önce halkın mutluluğunu düşünmektir. Sadık bir çoban gibi kendini sürüsüne vermeli, onu en besleyici otlaklara sürmelidir.