"Bimarhane"yi de okumuş ve çok beğenmiştim. Bunu da beğeneceğimiz belliydi; hem kalemini biliyoruz hem de yazım aşamasını izledik. Fatih beyin çizimleri, araştırmaları, verdiği uğraşı yakından takip ettik ve sonucun mükemmelliği bizi şaşırtmadı ama biraz üzdü. Çünkü tadı damağımızda kaldı; bir nefes değil yarım nefeste bitti.
Tam bir başucu kitabı. Birbiriyle hem bağımlı, hem bağımsız kısa öyküler; Karagöz ile Hacivat'ın tanışması, dostlukları, yaşadıkları, yaşayamadıklarını anlatıyor. Öyle güzel bir dille anlatılmış ki ilk satırdan sizi içine çekiyor ; siz de onlarla birlikte heyecanları, korkuları, telaşları, şakalaşmaları, kızgınlıkları beraber yaşıyorsunuz.
Aslında çok bilinen , izlenen bir konu. Genede ilk defa okuyormuşsunuz hissi veriyor. Tabii perdede seyretmek ve okumak farklı. Ama tekerlemeler, atışmalar çok güzeldi, çok duyulmuş, ezberlenmiş sözler değildi. Bilinen bir konu olsa da yeni kuşaklar için biraz bilgi verelim:
Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur. Karagöz’ün oynatıldığı beyaz perdeye “ayna” adı verilir. İç tarafta perdenin altına kurulmuş “peş tahtası” vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke (düdük ), perdeyi aydınlatacak kandil ve ampul vardır. Karagöz oynatıcısına kurgusal, hayalbaz denir. ( Biz çocukken "Hayali" deniliyordu. En bilineni "Hayali Küçük Ali" idi. )
Karagöz oyunları dört bölümden oluşur: mukaddime (öndeyiş, giriş), muhareve (söyleşme), fasıl (oyunun kendisi) ve bitiş. Karagöz ve Hacivat Türk tarihinde ve Türk kültüründe önemli yere sahip karakterlerdir. Bu karakterlerin gerçek mi hayali mi olduğu bilinmemektedir fakat hikayeleri hala anlatılmaktadır.
Karakterler :
KARAGÖZ: Konuşmaları ve davranışları kaba olmasına rağmen halkın