"Bimarhane" önce anlamına bakalım, deliler yurdu, tımarhane diyor sözlükte.( benim mekanım )Bimarhane Farsça bir sözcük, "bimar" hasta demek, "hane" ise bildiğiniz gibi "ev" demek; yani aslında hastahane demek oluyor.18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarından itibaren eski darüşşifa binaları, yalnızca akıl hastalarını muhafaza etmek üzere kullanılmaya başlanmıştı. Bu tarihlerden itibaren "bimarhane" kavramının yalnızca delilerin konulduğu mekânı ifade eder şekilde kullanılır olduğunu görüyoruz. Osmanlı devletinin 19. yüzyılda en önemli bimarhanesi, Süleymaniye Cami'nin de içinde bulunduğu külliyede yer alıyordu. Süleymaniye Bimarhanesi, özellikle 1842 yılından itibaren kademeli olarak bir değişim sürecine girdi. Bu tarihten itibaren Süleymaniye Bimarhanesi, yalnızca akıl hastalarına (kadın ve erkek olmak üzere iki kısma ayrılan) tahsis edildi. 1873 yılında hastalar arasında ölüme neden olan bulaşıcı bir hastalık gerekçe gösterilerek Toptaşı Bimarhanesi'ne taşındı. Hastalar geceyarısı kayıklarla Üsküdar'daki mekana gizlice taşınmıştı. 1924 yılı ekim ayından itibaren de bu defa hastane, tüm hastalar ve personeliyle birlikte Bakırköy'e naklolundu.
Bu kitabı okurken aklıma seneler önce okuduğum başka bir kitap geldi. "Türkiye'de Psikiyatri- Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi" Dr. Faruk Bayülkem. Bu kitap roman değil, mesleki bir kitap ve bir sonraki dönemi anlatıyor. 1900'lerin başından başlıyor ve bölümün gelişmesini anlatıyor. ( ne de olsa beni ilgilendiren konular , doktorum olursa doğru tedavi yapacak mı bakalım ? araştıralım öğrenelim )
Kitabımız Bimarhane'de yaşanan olayları ve Toptaşı Bimarhanesi'ne naklini; kısaca Ata efendi diye hitap edilen Tabip Ataullah Efendinin ağzından anlatıyor. Ata Efendinin anlatımıyla başlayan hikaye iş arkadaşı ve dostu Avram