Varoluşçuluk, insanın hayatındaki temel soruları ele alarak bireyin kendi özünü yaratma sürecini irdeleyen düşünsel bir evren…
Ve bu evrenin en güçlü mottosu: “Varoluş özden önce gelir.”
Bu kitap, varoluşçuluğa giriş niteliğinde bir deneme ve inceleme olarak karşımıza çıkıyor.
Varoluşçuluğun temel ilkelerini ele alırken, bu akımın izlerini edebiyat üzerinden takip ediyor.
Jean-Paul Sartre’ın Bulantı’sı, Albert Camus’nün Yabancı’sı, Franz Kafka’nın İnşası ve Clarice Lispector’un metinleri varoluşçuluk ışığında yeniden değerlendiriliyor. Yazarların kitaptaki karakterleri, temaları ve diğer eserleriyle karşılaştırmalar yapılarak felsefi bir perspektif sunuluyor.
Kitapta varoluşsal kaygı, absürtlük, izolasyon, özgürlük arayışı gibi kavramlar, bu eserler üzerinden sade ve anlaşılır bir dille açıklanıyor. Felsefi konular örneklerle desteklendiği için okur kendini adeta “felsefeye giriş” dersindeymiş gibi hissediyor.
Okurken insanın kendi iç dünyasına, kendi seçimlerine ve anlam arayışına da ayna tutuyor.
Çünkü anlam ,bireyin kendi iç yolculuğu, seçimleri ve eylemleriyle şekillenir.
“İnsan dünyaya ne bir anlam ne de bir amaçla gelir; her şey kendi seçimlerine bağlıdır.”