Betiğin adından bilimkurgu öykü seçkisi olarak anlaşılsa da içerik olarak bilimkurgu ve onun dışında türlerden öyküler olduğu için spekülatif kurgu öykü seçkisi olarak adlandırıyorum. Bu öykü seçkinin türünü anca uzman okurların değerlendirmesiyle ortaya çıkar. Bu öykü seçkisinde Azerbaycan Türk'ü Ümid Qurbanov ve bilimkurgu öyküleriyle Sinan İpek'i tanıyorum. Jürinin belirlediği ilk üç öyküyü acaba beğendim mi? Gelin birlikte öyküler için tek tek yazdığım yorumları okuyalım;
Rüya Odası (Ümid QURBANOV); Birazcık durağan olan öykü beni çok sardı. Rüya Odası olan son teknoloji harikası evler, zoraki olarak yalnızlığa itirilenlere ve psikolojik bunalımlar geçirenlere ilaç gibi geliyor bence. Karavan tarzı olarak tasarlansaydı çok güzel olurdu. Dağ başına giderdim ve karavan evimde mutlu bir şekilde rüyalar alemine dalardım. Zoraki olarak yalnızlığa itirildiğim için rüyalar bana düşlerimi sundu bazen. Bazen görüşmeyi çok istediğim halde kendisi görüşmekte oralı olmayan arkadaşımla rüyalar sayesinde görüşebildim. İyi ki de hayatıma Düşlerin Gardiyanı Emin Ersöz girdi. Onun sayesinde rüyaların ne denli değerli olduğunu öğrendim.
Bakınız: Eski Dilde Bir Kıyamet Hikâyesi (Harika Bahar ÖZTOK); Teknikolojik gelişmeler hayatımızı kolaylaştırırken aslında eski ve zahmetli yılların özlemini zaman içinde anlıyoruz. Hem rahatlığımızı düşünüyoruz hem de o yılları özlüyoruz. Yani kısacası ne istediğimizin farkında değiliz sadece moda denilen görünmez canavarın etkisi altında olduğumuzun farkında değiliz. O canavarı öldürdüğümüzde ne istediğimizi az çok anlarız. Öykü tam bir bilim kurgu temasına uygundur.
Kalp Şehri (Erdal GÖZE); Öyküyü okurken sanki Cüneyd Suavi kendi tarzıyla bilimkurgu öyküsü yazdığını sandım. Makineleşme zamanına doğru yavaş yavaş sürüklenirken aslında