Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü

Peter Burke

Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü Gönderileri

Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü kitaplarını, Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü sözleri ve alıntılarını, Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü yazarlarını, Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültürü yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Aynı derecede belirgin bir kültüre sahip bir diğer etnik azınlık da Çingenelerdi. Çingeneler bu donemde genellikle “Mısırlılar” “Sarakenler” veva “Bohemyalılar” olarak anıldılar ve Avrupa'da 15. yüzyılda ortaya çıktılar. Saygıdeğer halk onları hemen dilencilerle ve hırsızlarla bir tuttu ama Çingeneler kendileri dışında kalan herkesten çok farklı bir dil ve geleneklerle kapalı bir grup olarak kaldılar. 16. ve 17. yüzyıllarda bugün bilinen meslekleriy­le tanınmışlardı. Erkekler kalaycı, at eğiticisi, ayı oynatıcısı ve müzisyendi; kadınlar ise danseder ve avuç içlerinde geleceği okur­lardı. Onlann, büyücülükle uğraştıkları, şeytanla anlaşmalar yaptıkları, doğru dini bilmedikleri veva reddettikleri düşünülüyordu. Kilisenin ne olduğunu bilmiyorlar ve kutsal şevlere saygısızlık etmek amacı dışında içine girmiyorlar. Hic dua bilmiyorlar . . . her zaman et yiyorlar. Cuma gününe veya Büyük Perhiz’e hiç saygı duy­muyorlar.
Yüksek alanlar, “dağlara vuran” haydutlar ve kaçaklar için açık bir sığınaktı ve bu insanların kahra­manlıklarını överek geleneksel “kahramanlık şiirlerine” evsahipliği yapıyordu. Sıçrayarak yapılan danslar dağlık bölgeleri çağrıştırmaktadır.
Reklam
Eğer kültür bir yaşam biçiminin sonucu olarak ortaya çıkıyorsa, köylü kültürünün toplumsal farklılıklar kadar ekolojik farklılıklara göre de değişkenlik gösterebileceğini bekleyebiliriz. Fiziksel çevredeki farklılıklar, maddi kültürde de farklılıklar olmasını dayatır ve yaklaşımlarda da farklılıklar yaratır. Bu nokta tüm çıplaklığı ile, dağ kültürü ile ovaların. Düzlüklerin kültürü arasındaki karşıtlıkta görülür. Dr. Johnson “dağlar daha geç fethedilmiştir ve daha geç uygarlaşmıştır” cümlesiyle dağlara ait geleneksel alışkanlıkların ovalara göre daha uzun süre yaşadıklarını ifade etmiştir. “Eğitilmiş ke­simler” dillerini değiştirdikleri zaman dağlarda yaşayanlar “ayrı bir bölge ulusu haline gelip, konuşmaları ve ağızları komşularından farklılaşır…
Halk müziği alanında, kaşiflerce ve derleyicilerce, eserleri halka iletirken yapılan değişiklikler çok açıktır. Müzik, başka saklama yolu olmadığından yazılmalıydı ve bu tarz müzik için yapılmamış bir siste­me göre yazıldı. Müzik, piyanolara ve kulakları Haydn’ın, daha sonra Schubert'in ve Schuman'ın şarkılarına akort edilmiş orta sınıfa hitap edeceği düşüncesiyle yayımlandı.
Sanayi devriminden önce bile, şehirlerin gelişmesi, yolların ilerlemesi ve okuryazarlığın yayılması, geleneksel halk kültürünün altını oyuyordu. Merkez çevreyi istila ediyordu. Toplumsal değişmenin ilerlemesi, kaşiflerin, geleneklerin önemini daha çok anlamalarını sağlıyordu.
Avrupalı aydınlar halk kültürünü keşfettiklerinde, bunu yapmak için aslında gayet geçerli edebi ve politik nedenleri vardı. Fakat geçmişi Rönesans'a giden adet ve geleneklerle ilgili antik merak olmasaydı bu keşif salt edebi biçimiyle kalabilirdi ama bu ilgi i8. Yüzyılda daha sosyolojik bir renk kazanmaya başlamıştı. Dünyanın değişik bölgelerindeki, değişik inanç ve uygulama farklılıkları gittikçe göz kamaştırıcı bir hal alıyordu ve gerçekteki karmaşayı örtbas eden düzeni tehdit eder oldu.
Reklam
halk kültürünün keşfi, Avrupa'nın kültürel dış sınırı diyebileceğimiz, Avru­pa'nın çevre ülkelerinde yaşandı. İtalya, Fransa ve Ingiltere'nin geniş bir ulusal edebiyatı ve edebi dili vardı. Aydınları giderek halk şarkılarından ve halk öykülerinden kopuyorlardı: oysa. diyelim Ruslar veya isveçliler böyle değildi. İtalya. Fransa ve İngiltere rönesansa ve aydınlanmaya daha çok emek vermişlerdi ve bu hareketlerin kazandırdığı değerlerden uzaklaşmaları da daha yavaş oldu. Zaten standart bir edebiyat dili oluşmuş bulunduğundan, lehçenin keşfi ay­rılıkçı bir etki yaratıyordu.
halk şarkıları bölünmüş insanları birleştiriyordu…
Halk şiiri olmadan anavatan olamaz. Şiir, bir ulusun, içinde kendi yansımasını bulacağı kristalden başka bir şey değildir, o, halk ruhunun gerçekten özgün yanını ortaya çıkaran bir kaynaktır.
Aydınlanma bazı çevrelerde hoş karşılanmadı, örneğin Almanya ve Ispanya'da; çünkü yabancıydı ve Fransız egemenliğinin bir başka örneğiydi. 18. yüzyıl sonlarında İspanya'da halk kültürününün moda olması, Fransa'ya karsı çıkısı ifade etmenin yoluydu. Halk kültürünün keşfi milliyetçiliğin yükselişiyle de bağlantılıdır…
Reklam
Antonio Gramsci'nin bir keresinde dediği gibi, ''halk kültürel olarak homojen bir birim değildir, ama çok karmaşık bir biçimde üst üste kültürel tabakalar halinde düzenlenmiştir.''
1565'lerde Krakow çevresindeki zavallı soyluların %80'inden çoğu okuma yazma bilmiyordu.
Halk şiiri olmadan anavatan olmaz. Şiir, bir ulusun, içinde kendi yansımasını bulacağı kristalden başka bir şey değildir, o, halk ruhunun gerçekten özgün yanını ortaya çıkaran bir kaynaktır.
Avrupa Tarihine Dair Merkezi Okumalar
1.J.M.Roberts-Avrupa Tarihi 2.John Merriman-Rönesans'tan Bugüne Modern Avrupa Tarihi 3.Jacob Burckhardt-İtalya'da Rönesans Kültürü 4.Preserved Smith-Rönesans ve Reform Çağı 5.Norman Davies-Avrupa Tarihi 6.Chris Wickham-Ortaçağ'da Avrupa 7.Önder Kaya-Roma İmparatorluğu'ndan Hitler Almanyası'na Avrupa Tarihi Üzerine