Yeniçağ Felsefesi Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
29
Gösterim
Adı:
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
: 9789944742474
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arı Sanat Yayın evi
Baskılar:
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Bilgi üretemeyen bir toplumun, diğer toplumlarla aynı düzeyde bir yaşam standardını elde etmesinin mümkün olmadığı gibi, aynı şeklide ahlak ve siyaset konularında ilerleme sağlayamamış bir toplumun, kendi içinde bir harmoni oluşturması da beklenecek bir şey değildir. Öte yandan varlık algısı ise bir taraftan maddeye şekil verme hüneri olarak tanımlanabilecek teknolojinin oluşup oluşmamasını diğer taraftan insanın maddi ve manevi alanla kuracağı bağı belirleyecektir.

Bütün bu alanlarda olacak her tür gelişme ve ilerleme bir plana, programa ve yönteme ihtiyaç duymaktadır. Çünkü asıl olan, doğru bilgi üretmektir. Doğru bilgiye ise yöntemsiz ulaşılamaz. Dünyanın gelişmiş olarak nitelendirilen toplumları, kendi tarihleri içerisinde böyle bir süreçten geçmiş ve bugünkü durumlarına bu şekilde ulaşmışlardır.

İşte Yeniçağ Felsefesi Tarihi, Batı’nın geçirdiği bu süreci ele almakta ve o coğrafyada yetişen filozofların görüşlerini içermektedir. Batı filozofları ilk olarak yukarıda adı geçen alanlarda doğru bilgiye ulaşabilmek için yöntemin ne olması gerektiğini sorgulamış ve bütün alanlarda belli bir yöntem doğrultusunda bilgi üretmeye çalışmışlardır. Bu, doğal olarak birdenbire olmamış, belli bir tarih dilimini kapsamıştır.

Bilgi, üretilip insanların zihnine sunulduğu andan itibaren artık herkesin ortak malıdır, yani evrenseldir. Nerede üretilirse üretilsin her toplum gelişebilmek, ilerleyebilmek için gerekli olan bilgilere ulaşmak zorundadır. Elinizdeki bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, bu anlamda Batı toplumlarının ne tür bir süreçten geçtiklerinin anlaşılmasına ve üretilen bilgilere ulaşılmasına katkı sağlamaktır.

Unutmamak gerekir ki her şey önce zihinde başlar…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"aklımın sakat olmadığına benim bulduğum en iyi kanıt, kendime az değer verişimdir. Sakat olsaydı kendime beslediğim sevgi onu kolayca aldatabilirdi; çünkü beni, kendimi öyle seviyorum ki sevgimi bir türlü kendimden dışarı çıkaramıyorum."

(Montaigne, denemeler, çev. Sabahattin Eyüboğlu, İş Bankası Kültür Yayınları)
Çünkü nerede bilgi varsa, orada o bilgiye nasıl ulaşılacağı problemi yani yöntem arayışı da söz konusudur.
Descartes, ruhları ihtiraslarla olan ilgilerine göre iki kısma ayırmaktadır:

"Bayağı ruhlar": Bunlar ihtiraslarının esiridirler. İhtirasların tatlı veya acı oluşuna göre mutlu veya bedbaht olurlar.

"Yüce ruhlar": Önceki ruhlar kadar, hatta onlardan daha fazla ihtirasları olmasına rağmen, güçlü muhakemelerinden dolayı bunlarda her zaman akıl hakimdir. Bu sayede ıstırapları bile işe yarar hâle getirirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
: 9789944742474
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arı Sanat Yayın evi
Baskılar:
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Yeniçağ Felsefesi Tarihi
Bilgi üretemeyen bir toplumun, diğer toplumlarla aynı düzeyde bir yaşam standardını elde etmesinin mümkün olmadığı gibi, aynı şeklide ahlak ve siyaset konularında ilerleme sağlayamamış bir toplumun, kendi içinde bir harmoni oluşturması da beklenecek bir şey değildir. Öte yandan varlık algısı ise bir taraftan maddeye şekil verme hüneri olarak tanımlanabilecek teknolojinin oluşup oluşmamasını diğer taraftan insanın maddi ve manevi alanla kuracağı bağı belirleyecektir.

Bütün bu alanlarda olacak her tür gelişme ve ilerleme bir plana, programa ve yönteme ihtiyaç duymaktadır. Çünkü asıl olan, doğru bilgi üretmektir. Doğru bilgiye ise yöntemsiz ulaşılamaz. Dünyanın gelişmiş olarak nitelendirilen toplumları, kendi tarihleri içerisinde böyle bir süreçten geçmiş ve bugünkü durumlarına bu şekilde ulaşmışlardır.

İşte Yeniçağ Felsefesi Tarihi, Batı’nın geçirdiği bu süreci ele almakta ve o coğrafyada yetişen filozofların görüşlerini içermektedir. Batı filozofları ilk olarak yukarıda adı geçen alanlarda doğru bilgiye ulaşabilmek için yöntemin ne olması gerektiğini sorgulamış ve bütün alanlarda belli bir yöntem doğrultusunda bilgi üretmeye çalışmışlardır. Bu, doğal olarak birdenbire olmamış, belli bir tarih dilimini kapsamıştır.

Bilgi, üretilip insanların zihnine sunulduğu andan itibaren artık herkesin ortak malıdır, yani evrenseldir. Nerede üretilirse üretilsin her toplum gelişebilmek, ilerleyebilmek için gerekli olan bilgilere ulaşmak zorundadır. Elinizdeki bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, bu anlamda Batı toplumlarının ne tür bir süreçten geçtiklerinin anlaşılmasına ve üretilen bilgilere ulaşılmasına katkı sağlamaktır.

Unutmamak gerekir ki her şey önce zihinde başlar…

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • sümeyye aydın
  • Mehmet Hanifi Şenateş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri