İncelik insanın iç meselesidir.
Elbette, sevgili baltalar, eniştem beni durup dururken niçin öpsün. Bunu anlıyorum. Üstelik Avrupa’nın her tarafında kendini eniştelere öptürmek için fırsat arayanlar sürüyle kol gezerken.
Bizim küçük insanî duygucuklarımızın ve ruhsal karmaşacıklarımızın kıymeti harbiyesi nedir ki? Bunlara, yıldızlarla dolu bir gecede işi gücü bırakıp onlardan konuşacak kadar önem verebilir miyiz? Küçük İnsanî özelliklerimizle bir dünya, inşa edebilir miyiz! Dünya zaten var. Biz ancak fona gerilmiş sonsuzluk perdesinin önünde birtakım komik tiyatro tiplerini oradan oraya koşturabiliriz.
İddia ediyorum: insanlara ders vermeye kalkanların bakışları karanlığa mıhlanıp kalmıştır. Ders vermeye kalkan, kendi merkezini bir santrfüjlü cihaz haline getirir, bir yıldızı gece lambası yapar. Her gece lambası için gökten bir yıldız eksilir, ortalık gitgide kararır. Her santrfüjlü cihaz bir yüreği rayından çıkarır; amaç aracın meşruiyetine halel getirir.