Adı:
Zor Çiçekler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944342193
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Trend Yayınevi
"Hocam ben annemi hiç görmedim. Annelerin bir kokusu varmış. Çocuklar annelerine sarılınca o kokuyu duyarmış, öyle diyorlar. O nasıl bir koku hocam? Küçükken yuvaya gelen gönüllü annelere sarılırdım; parfüm kokusu dışında bir koku almazdım. Yoksa bu koku parfüm kokusu gibi bir koku mu?"

"Hocam, okulda anne babası olan çocuklar korktuklarında 'Anne!' diye bağırıyorlar. Ben korktuğumda 'anne' diyemiyorum, acaba neden?"

"Anneleri olan çocuklar, annelerine bir şey sorduğunda anneleri hep 'Efendim anneciğim,' diyor. O çocuk, o kadının annesi mi hocam?"

"Hocam, bazı gönüllü anneler yuvaya gelince ağlıyorlar. Biz ağlanacak bir şey yapmıyoruz ki."

"Ben ölürsem arkamdan kim ağlar hocam? Beni kimsesizler mezarlığına mı gömerler hocam?"

"Anneler çiçekleri neden çok sever hocam?"

"Hocam, benim annem beni doğururken ölmüş. Benim annem cennete gitmiş midir?"

"Anneler karşılık beklemeden severmiş. Yoksa onlar insanüstü varlıklar mı hocam?"

Acıtan soruların gerçek hikayeleri..
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·Beğendi·9/10
Çok güzel yazılmış ve tamamı yaşanmış olaylardan oluşan bir kitap.. Okumanızı tavsiye ederim.. Okurken yer yer gözlerinizin dolacağı anlar olacak bu yüzden mendilinizi yanınıza alın derim.. Başta sosyal hizmet kurumunda çalışanlar olmak üzere tüm öğretmenlerin okuması gereken bir kitap..
186 syf.
·2 günde·10/10
Sosyal hizmet öğrencisi olarak bana şimdiden çok güzel deneyimler kazandıran kitap. Bilmediğim dünyaya kapı açmami sağladı. Okurken hem hüzünlendim hemde yüzümde tebessüm oluştu. Sevginin güzelliğini tattım. Çok güzeldi. Kalemine sağlık.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Özellikle Sosyal Hizmet alanına yönelmek isteyenlerin, benim gibi bu bölümü okuyan insanların kesinlikle okuması gereken bir kitap.Kesinlikle okumalısınız derim...
192 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
onları ne kadar biliyoruz? Bence bilemiyoruz. Çünkü bu kitabı okudukça ve onların müdür babalarının anlattıklarını içimde hissettikçe neden bizler bir şey yapmıyoruz diye kendime en az 40 defa sordum ve üzüldüm. bu kitabı o kimsesiz çocukları anlamak için mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
"Hocam ben annemi hiç görmedim. Annelerin bir kokusu varmış. Çocuklar annelerine sarılınca o kokuyu duyarmış, öyle diyorlar. O nasıl bir koku hocam? Küçükken yuvaya gelen gönüllü annelere sarılırdım; parfüm kokusu dışında bir koku almazdım. Yoksa bu koku parfüm kokusu gibi bir koku mu?"

"Hocam, okulda anne babası olan çocuklar korktuklarında 'Anne!' diye bağırıyorlar. Ben korktuğumda 'anne' diyemiyorum, acaba neden?"

"Anneleri olan çocuklar, annelerine bir şey sorduğunda anneleri hep 'Efendim anneciğim,' diyor. O çocuk, o kadının annesi mi hocam?"

"Hocam, bazı gönüllü anneler yuvaya gelince ağlıyorlar. Biz ağlanacak bir şey yapmıyoruz ki."

"Ben ölürsem arkamdan kim ağlar hocam? Beni kimsesizler mezarlığına mı gömerler hocam?"

"Anneler çiçekleri neden çok sever hocam?"

"Hocam, benim annem beni doğururken ölmüş. Benim annem cennete gitmiş midir?"

"Anneler karşılık beklemeden severmiş. Yoksa onlar insanüstü varlıklar mı hocam?"
İşini sevmeyen insanların çoğunlukta olması, zannediyorum bizim toplumsal hastalığımız. Bu hastalığın sebeplerinin sosyal bilimciler tarafından araştırılmasında fayda görüyorum.
"Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.
Fark etmek o kadar da zor değil aslında. Sadece biraz farklı bakmak gerek ona...
Yaş günleri bazıları için gereksiz bir faaliyet olarak algılanabilir. Fakat bizim çocuklarımızın psiko-sosyal gelişimi için gereklidir.
Çocuk, bu ortamda varlığının farkına varmaktadır.
Orada çocuk için toplanan insanlar onun bu dünyada var olduğunu, bir birey olduğunu kabul eder. Kendini değersiz, aşağılanmış, itilmiş, horlanmış hisseden çocuk için bu kutlama; ona verilen hediyelerden çok daha büyük bir anlam ifade eder.
Fırat yaşlı olmadığı için huzurevine yerleştirilemiyordu.Engelli olmadığı için de bir bakım merkezine yerleştirilemiyordu. Normal denebilecek bir zekaya sahip olmadığı için bir işe yerleştirilemiyordu. Yaşı büyük olduğu için de bir yetiştirme yurduna yerleştirilemiyordu. Ailesi olmadığı için bir aile yanına yerleştirilemiyordu. Yaşça büyük olduğu için çocuğu olmayan bir ailenin yanına da yerleştirilemiyordu. Sevimli olmadığı için, gönüllü bir ailenin yanına yerleştirilemiyordu. Suç işlemediği için bir hapishaneye yerleştirilemiyordu. Ölmediği için bir kabristana yerleştirilemiyordu.
Yaşar, ne yaşar ne yaşamaz gibi öylesine yaşıyordu. Koca dünya ona dar gelmişti.
Tıpkı Ebu Zer gibi. Yalnız doğdu. Yalnız kaldı. Yalnız yaşadı. Belki de yalnız ölecek.
Sizlerden isteğim, önce öğrencilerinizin insan olması için çaba harcamanızdır. Çabalarınız, bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma ve matematik, ancak çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa değer kazanır.
Etrafıma baktığımda; kendi işi ve mesleği dışında her işle meşgul olan, yaptığı işi sevmeyen, işinin hakkını vermeyen, işi dışındaki çok şeye zaman harcayan, başkalarının yaptığı işleri yargılayan, suçlayan, ahkam kesen, o kadar çok kişi görüyorum ki; işini seven, işine mesaisini yoğunlaştıran insanı görünce mutlu oluyorum, hayranlık duyuyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zor Çiçekler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944342193
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Trend Yayınevi
"Hocam ben annemi hiç görmedim. Annelerin bir kokusu varmış. Çocuklar annelerine sarılınca o kokuyu duyarmış, öyle diyorlar. O nasıl bir koku hocam? Küçükken yuvaya gelen gönüllü annelere sarılırdım; parfüm kokusu dışında bir koku almazdım. Yoksa bu koku parfüm kokusu gibi bir koku mu?"

"Hocam, okulda anne babası olan çocuklar korktuklarında 'Anne!' diye bağırıyorlar. Ben korktuğumda 'anne' diyemiyorum, acaba neden?"

"Anneleri olan çocuklar, annelerine bir şey sorduğunda anneleri hep 'Efendim anneciğim,' diyor. O çocuk, o kadının annesi mi hocam?"

"Hocam, bazı gönüllü anneler yuvaya gelince ağlıyorlar. Biz ağlanacak bir şey yapmıyoruz ki."

"Ben ölürsem arkamdan kim ağlar hocam? Beni kimsesizler mezarlığına mı gömerler hocam?"

"Anneler çiçekleri neden çok sever hocam?"

"Hocam, benim annem beni doğururken ölmüş. Benim annem cennete gitmiş midir?"

"Anneler karşılık beklemeden severmiş. Yoksa onlar insanüstü varlıklar mı hocam?"

Acıtan soruların gerçek hikayeleri..
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • İpek aydoğan
  • Şaziye ismailoğulları
  • Tuğba Seçil
  • Pelin er
  • Lamya Turan
  • Kitap Yoldaşlığı
  • Gizem
  • Öz
  • Fadime
  • Şükrü SAKAR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (6)
9
%18.2 (2)
8
%9.1 (1)
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0