Zorunlu Din Dersinin Hukukiliği Sorunu

·
Okunma
·
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Zorunlu Din Dersinin Hukukiliği Sorunu
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051522883
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
On İki Levha Yayınları
Zorunlu din dersi ulusal kalmaya mahkûm bir özgürlük kısıtlamasıdır. Bireyin belli bir yönde dini ve felsefi kanaat edinmesi anayasa koyucu tarafından takdir edilmiş ve idare tarafından da bu takdir büyük bir özenle devam ettirilmiştir. Bu zorunluluk, ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili verecekleri kararların iyi olmayabileceği varsayımına dayanmaktadır. Özgürlükleri kısıtlama, doğal olana ya da benliğin özüne dışarıdan bir müdahale olduğu için mutsuzlukların ve huzursuzlukların artmasına neden olur. Birey, kısıtlamalara bir şekilde direnç göstermek ister. Zorunlu din dersi, kendi gayrimemnunlarını doğurmuş ve bunların hukuki bir karşı olma etrafında birleşmelerine neden olmuştur. Sonuçta, zorunlu din dersiyle her ne amaçlandı ise bunun gerçekleşmediği ve bireyin özgürlüğünün kısıtlanması ile bir sonuca varılamadığı görülmektedir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Dini eğitim verilmesinin amacı bir inancı aşılamak değil, gençlerin dinlerin neden milyonlar için inanç kaynakları olduğunu anlamlarını sağlamaktır.
Alevilere göre, ders kitaplarında yer verilen İslam dinine ilişkin bilgiler sadece Sünni İslam’ın kabulleriyle sınırlıdır. Aleviler tarafından, din derslerinde İslam öğretisi olarak Sünni İslam anlayışının esas alındığı, hatta tarihin derinliklerinde kalmış bir takım mezheplerden bahsedilirken günümüzde var olan Aleviliğin okutulan din dersi kitaplarında görmezden gelindiği, Alevi çocuklarının din dersleri sırasında ailelerinden gördükleri dinsel pratikleri öğrenemedikleri, aksine kendilerine din dersi adı altında öğretilen Sünnilik yaşantısının çocuklarının benliği üzerinde çelişkilere neden olduğu ve hem kendilerini hem de ailelerini sorgular hale geldiği vurgulanmaktadır.
Kısıtlamalarda, bireyin yararına ve menfaatine neyin uygun olduğu konusundaki irade, bireye değil de devlete bırakılmaktadır. Devlet adına ise kararı yöneticiler vermektedir. Hal böyle olunca, özgür olması gereken birey adına bir başka birey karar verme konumuna gelmektedir.
Ağırlıklı olarak Sünni inancın öğretilmesine odaklanan ve Alevi inancına mensup öğrenciler içinde de zorunlu olan dersin, 12 yıllık temel eğitimin 9 yılında toplam 1086 sayfadan oluşan ders kitaplarında Alevilik Bektaşilik inancına 16 sayfa ayrılmaktadır. Ayrıca, ders kitaplarında, ağırlıklı olarak Sünni İslam anlatılırken, tasavvufi yorumlar içinde Aleviliğe sadece 8 sayfada yer verilmektedir.
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esas kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.
Her ne kadar bazen bireysel yararlar grup yararından sonra gelmekte ise de, demokrasi basit bir şekilde çoğunluğun düşüncesinin her zaman tercih edilmesi anlamına gelmemektedir. Egemen konumun kötüye kullanılmasının önlenmesi ve azınlıkta kalanlara adil davranılmasını sağlayacak bir dengenin bulunması gerekir.
Kurulduğu tarihten itibaren milli eğitimin ideolojisi incelendiğinde, dinin başta ideolojinin saygın bir ortağıyken daha sonra eğitimden dışlandığı, ardından yeniden saygınlaştırıldığı, son olarak da devlet ideolojisine yardım ettiği için kendisine tahammül edilen ama pek de sevilmeyen ikincil bir role ve etkiye doğru değişim gösterdiği görülmektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zorunlu Din Dersinin Hukukiliği Sorunu
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051522883
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
On İki Levha Yayınları
Zorunlu din dersi ulusal kalmaya mahkûm bir özgürlük kısıtlamasıdır. Bireyin belli bir yönde dini ve felsefi kanaat edinmesi anayasa koyucu tarafından takdir edilmiş ve idare tarafından da bu takdir büyük bir özenle devam ettirilmiştir. Bu zorunluluk, ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili verecekleri kararların iyi olmayabileceği varsayımına dayanmaktadır. Özgürlükleri kısıtlama, doğal olana ya da benliğin özüne dışarıdan bir müdahale olduğu için mutsuzlukların ve huzursuzlukların artmasına neden olur. Birey, kısıtlamalara bir şekilde direnç göstermek ister. Zorunlu din dersi, kendi gayrimemnunlarını doğurmuş ve bunların hukuki bir karşı olma etrafında birleşmelerine neden olmuştur. Sonuçta, zorunlu din dersiyle her ne amaçlandı ise bunun gerçekleşmediği ve bireyin özgürlüğünün kısıtlanması ile bir sonuca varılamadığı görülmektedir.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ali
  • Mustafa Ertin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0