Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Gayret ede ede okuyup bitirdiğim bu kitabın zaman zaman beni okumaktan alıkoyup kitaplıktaki yerine bırakıp yarıda bırakma eyleminde bulunmama vesile olsada dişimi sıkarak okudum.
Kitabın türü kahramanın dilinden otobiyografi niteliği taşımaktadır. Baştan sona bütün olaylar kahramanın dilinden anlatılmıştır.
Kitabı okumaya başladığınızda belli bir süreden sonra sıkılmamak kesinlikle elde değil. Bir dünya dolusu yığın yığın yazılar ve ardı kesilmeyen olaylar adeta sizi okumaktan alıkoyma noktasına getirebilmektedir. Hele ki yeni yeni okuma serüvenine katılan bireylere ilk zamanlarda okumalarını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ayrıca sürükleyici ve heyecan yaratıcı eserler okumayı seven okurları tatmin edecek bir yapıt olmadığı açıktır.
Kitabın çevirisine bakınca gerçekten yeteri iyi bir çeviri algısı yaratmadı bende. Heleki neredeyse iki üç sayfada bir yer alan dipnotlar benim için bir hayal kırıklığı yarattı. Bu hayal kırıklığının asıl nedeni ise parçada yabancı kelimelerin olduğu gibi verilmesi ve dipnot olarak verilen açıklamalarını okuduğumda aslında Türkçe karşılıklarının yazılması durumunda okuduğunuz cümlenin daha anlaşılır olacağı ve iki de bir parçadan kopup dipnotlarda göz gezdirmenin önüne geçilebileceğiydi. Üstüne dipnot olarak verilen kelimelerin çoğu aslında yersiz olduğu kanısındayım.
Şimdi gelgelelim kitabın içeriğine ve sonuca.
Bütün olayların baş kahramanı olarak karşımıza Nikolay İryentev çıkmaktadır. Kitabın başlangıcı olarak kahramanın 16 yaşındayken üniversite sınavlarına hazırlanmasıyla başlamaktadır. Daha sonra üniversiteye giderek git gide genişleyen çevresi ve ailesinden gelen soylu oluşuyla kafasında belirlenen düşüncelerle sarılı hayatında meydana gelen değişikliklerle süre gidiyor. Ancak bu düşünceler yer yer kahramanın ailesinden