“Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?”
Romeo ve Juliet, sizi çok sevdim. İkinizi çok sevdim ve hep seveceğim.
Tam yarım kalmış bir aşk bu diyecekken, aslında hiç de yarım kalmayan bir aşkı okuyoruz.
Yazarı size tanıtmak isterim:
William Shakespeare'in bilim sanat ya da düşünce hayatına katkısı
Sanatta özgürlüğe inanan yazar eserlerinde farklı ekler kullanarak yeni kelimeler ve deyişler ortaya çıkarmış ve bu konuda kendisinden sonra gelecek olan yazarlara büyük bir sanatsal yol açmıştır. Eserlerinde yer alan oyun karakterleri ile ilgili derin psikolojik tahlilleri dikkat çeker.
“hayat kısa… ve bizler yaşıyorsak, kralları çiğnemek için yaşıyoruz.” –William Shakespeare
Shakespeare yazdıklarıyla kendinden önceki türleri aşmış aşılmaz bir yazar. Gerçekte kim olduğu belki de bu yüzden efsane. Ama en önemlisi yazdıklarının ölümsüzlüğünün öne çıkması. Yarattığı teknik dönüp dolaşır kendisine döner: Kurgulanmış Shakespeare’e. Çünkü edebiyata kazandırdığı en önemli şey, birinci tekil şâhısı, “ben”i sahneye koyması. Ondan önce “persona” denilen “şiir kişisi” kullanılırmış. (Persona Latincede “maske” anlamına gelir.)
İnancı neydi?
Çünkü Shakespeare'in yaşadığı dönemde resmi bir din kaydı tutulmuyordu ve Shakespeare'in kişisel inançları hakkında çok az belge bulunmaktadır. Bununla birlikte, Shakespeare hakkında yapılan araştırmalar, İngiliz Anglikan Kilisesi'ne bağlı olduğunu ve İngiliz kilisesi doktrinlerini takip ettiğini göstermektedir.
Her neyse bu kadar bilgi yeter
Romeo ve Juliet, iki düşman ailenin çocuğuydular. Ve birbirlerini görüp aşık olmuşlardı. İmkansız bir aşktı bu. Sonra ayrılıklar oldu vesaire vesaire… En sonunda Juliet ve Romeo için en güzel planı yaptılar lakin işler istedikleri gibi gitmedi. Romeo bir yanlış anlaşılmadan dolayı istemeden de olsa bütün