Serpil Meriç

Serpil Meriç
@kitap_okur_yazar41
263 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi
@awordweaver94 kaleme aldığı “Dokuma Sözler”, yalnızca yazılmış bir kitap değil; hissedilmiş, yaşanmış ve satırlara işlenmiş bir iç yolculuk. Şiirle deneme arasında dolaşan eser, insanın iç dünyasını doğa, zaman, şehir ve ilişkiler üzerinden anlatırken modern hayatın gürültüsü içinde okuru kendi sessizliğiyle buluşturuyor. “Gece Yarısı Yorgunluğu”nda zihinsel tükenmişliğin ağırlığı hissedilirken, “Bir Yudum Misali”nde hayatın küçük ama derin anlamlar taşıyan anlarına tutunuyoruz. “Suskun Çağrı”, “Hayallerimin Kokusu” ve “Öz” gibi bölümler ise insanın kendi içine dönme cesaretini, kaybolan yanlarını yeniden arama çabasını anlatıyor. “Mevsim” bölümünde aşk ve doğa iç içe geçerken, “Canlılar ve Doğa” başlığı altında insanın tabiatla kurduğu bağ şiirsel bir dille işleniyor. “Özgürlük Ormanı”, “Yer-Gök” ve “Maviliğinde Varoluş” yalnızca doğayı anlatmıyor; aynı zamanda insanın özgürleşme arzusunu, aidiyet ihtiyacını ve kaybettiği benliğini yeniden bulma isteğini simgeliyor. Kitapta şehirler de birer duygu taşıyıcısına dönüşüyor. “Beyoğlu’nda”, “Vapur”, “Kuzguncuk” ve “Şirince Hatırası” gibi yazılar, mekânları yalnızca bir arka plan olarak kullanmıyor; onları yaşayan, hatırlayan ve hissettiren karakterlere dönüştürüyor. Özellikle İstanbul’un sokakları, vapur sesleri ve eski semtleri arasında dolaşırken okur, kendi anılarının izine rastlıyor. Bazı cümlelerde durup düşünmek, bazı satırların altını çizmek istiyorsunuz. Çünkü bu kitap, insan olmanın kırılganlığını saklamadan anlatıyor. Hızla tüketilen içeriklerin arasında, insanın içine işleyen böyle kitaplara bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. “Dokuma Sözler”, tam da bu yüzden yalnızca okunacak değil; hissedilecek bir eser olarak öne çıkıyor. Kelimelerin dokunduğu yerde insan biraz daha kendine dönüyor. Bu
Dokuma Sözlerİlhan Çelik · Mahlas Yayınları · 20261 okunma
Reklam
9/10
·165 syf.··
2026 5. kitabı
Mesut Harun Akdaş
9.3/10 · 24 okunma
9/10
·165 syf.··
2026 5. kitabı
Yazarımız @harun_akdas Alacakaranlık Öyküler adlı kitabı, toplamda sekiz farklı gerilim ve korku öyküsünden oluşuyor. Ama bu öyküler bildiğimiz türden değil. Ucuz korku klişelerine yaslanmak yerine, daha çok psikolojik gerilimin o içten içe ilerleyen tarafına, tekinsizlik hissine ve doğaüstünün belirsizliğine odaklanıyor. Her öyküde başka bir kapı aralanıyor. Bazen bir huzurevinde unutulmuş bir sır çıkıyor karşımıza, bazen insanın içini kemiren bir takıntı, bazen de adını koyamadığın ama varlığını hissettiğin o tuhaf “şey”… Okudukça fark ediyorsun ki korku, sandığımız kadar uzak değil; tam da hayatın içinden sızıyor. Kitabın en güçlü tarafı, hiç şüphesiz kurduğu atmosfer. Kısa öykü formuna rağmen yoğun bir gerilim hissi var. Betimlemeler abartıya kaçmadan, sahneyi gözünde canlandırıyor. Bu da anlatıya doğal bir sinematik akış kazandırıyor. Okurken sadece takip etmiyorsun; sahnenin içinde, o anın bir parçası gibi hissediyorsun kendini. Karakterler de ayrıca dikkat çekici. Genellikle içe dönük, toplumdan biraz kopuk, kendi dünyasında yaşayan insanlar… Bu da anlatılanları daha inandırıcı kılıyor. Çünkü yaşananların ne kadarının gerçek, ne kadarının zihnin bir oyunu olduğu hiçbir zaman tam olarak netleşmiyor. Zaten kitap boyunca akılda kalan soru da bu: Gerçek dediğimiz şey ne kadar gerçek? Dil akıcı; yormuyor ama hafif de değil. Yazarın özellikle bıraktığı boşluklar var ve o boşluklar okuru metnin içine çekiyor. Her şeyi açık açık anlatmak yerine bazı şeyleri karanlıkta bırakmayı tercih ediyor. Bu da kitabın etkisini, son sayfa kapandıktan sonra bile devam ettiriyor. Şunu da söylemeden geçmemek lazım: Eğer net sonlar, kesin cevaplar arayan bir okursan, bu kitap seni yer yer zorlayabilir. Çünkü öyküler çoğu zaman belirsizlikle bitiyor. Ama aslında kitabın ruhu da tam
Alacakaranlık ÖykülerMesut Harun Akdaş · Mahlas Yayın Grubu · 202524 okunma
Puan vermedi
Çocuklar Soruyor, İlber Hoca Cevaplıyor: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Prof. Dr. İlber Ortaylı Yakın zamanda kaybettiğimiz kıymetli İlber Ortaylı Hocamızın kaleminden çıkan bu eser;Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki çocukluk yıllarından askerlik hayallerine, cephelerdeki dehasından Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan tarihi yolculuğunu, çocukların doğrudan yönelttiği sorular eşliğinde anlatıyor. Akademik bilgiyi sade ve sıcak bir dille harmanlayan İlber Hoca, Atatürk’ü sadece bir lider veya komutan olarak değil; azmi, öğrenme tutkusu ve adalet anlayışıyla çocuklara örnek olacak "insan" yönüyle tanıtıyor. Tarihi yalnızca anlatan değil, sevdiren bir isim olan İlber Ortaylı; en karmaşık konuları bile anlaşılır kılabilen güçlü anlatımıyla bu eserde de çocukların dünyasına içtenlikle dokunuyor. Eren Dedeleroğlu’nun çizimleriyle zenginleşen kitap; sunduğu bilgi kutuları ve düşündürücü soru bölümleriyle küçük okurlara hem tarih bilinci kazandırıyor hem de onları sorgulayan, hayal kuran ve geleceğe umutla bakan bireyler olmaya teşvik ediyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği en özel günlerden biri. Çünkü Atatürk, geleceğin en büyük gücünün çocukların hayalleri ve düşünceleri olduğuna inanıyordu. Sevgili çocuklar, sizler de bu kitapta anlatılan Atatürk gibi merak edin, öğrenin, soru sorun ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin. Çünkü yarının dünyasını sizler şekillendireceksiniz. Bu kitap, çocuklara yalnızca geçmişi anlatan bir tarih kitabı değil; aynı zamanda onların düşünme becerilerini geliştiren, merak duygularını besleyen ve hayallerine yön veren bir rehber niteliğinde. Atatürk’ün yaşamı üzerinden verilen mesajlar, küçük okurlara çalışmanın, öğrenmenin ve doğru bildiği yolda cesurca ilerlemenin değerini hatırlatıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025145 okunma
Puan vermedi
Jules Payot tarafından kaleme alınan İrade Terbiyesi, bireyin zihinsel disiplini ve irade gücü üzerine yazılmış önemli klasik eserlerden biridir. Kitap, modern insanın sıkça karşılaştığı dikkat dağınıklığı, erteleme alışkanlığı ve amaçsızlık gibi sorunlara yalnızca yüzeysel çözümler sunmakla kalmaz; bu problemlerin kökenine inerek kalıcı bir dönüşüm önerir. Yazarın yaklaşımı, iradeyi doğuştan gelen sabit bir özellik olarak değil, sistemli bir eğitim süreciyle geliştirilebilen dinamik bir yeti olarak ele almasıyla dikkat çeker. Yazara göre irade, bireyin hayatını şekillendiren temel güçlerden biridir; ancak kendiliğinden var olmaz. Alışkanlıklar ve tekrarlar yoluyla inşa edilir. Günlük yaşamda alınan küçük ama kararlı adımlar bir işi ertelememek, belirli bir düzen içinde çalışmak zamanla güçlü bir karakterin temelini oluşturur. Bu süreçte süreklilik, iradenin en önemli besleyicisidir ve bireyin kendine duyduğu güveni de pekiştirir. Kitapta tembellik, yalnızca fiziksel bir hareketsizlik değil, zihinsel bir kaçış biçimi olarak tanımlanır. Birey, zorluklardan kaçmak adına kolay hazlara yönelir ve bu durum zamanla kökleşir. Erteleme davranışı ise bu sürecin en görünür sonucudur; bireyin üretkenliğini düşürürken özsaygısını da zedeler. Bu nedenle irade terbiyesi, öncelikle bu kaçış mekanizmalarıyla yüzleşmeyi gerektirir. Yazarın düşünce sisteminde dikkat, iradenin en güçlü aracıdır. Dağınık bir zihin, derin düşünme kapasitesini kaybeder ve yüzeysel bir yaşam biçimine mahkûm olur. Bu nedenle bireyin dikkatini tek bir noktaya yoğunlaştırabilmesi, hem akademik hem de kişisel başarı açısından kritik bir rol oynar. Yazar, bu doğrultuda dış uyaranların sınırlandırılmasını ve zihinsel dinginliğin korunmasını önerir. İrade terbiyesinin sürdürülebilirliği için açık bir amaç
İrade TerbiyesiJules Payot · İndigo Kitap · 202138,4bin okunma
Reklam