Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Işıksın," dedi sanki bana içi gidiyormuş
gibi. "Kırılmışsın. Hüznün yağmur, gülüşün gökkuşağı. Biraz daha gülümsesen bana olmaz mı Lina?"
Çünkü sevdiğiniz insanın üzüntüsünün sebebi olmak çok kırardı sizi,
Çünkü üzülmek elinizde değildi ve onu da üzmüş olmakla kalırdınız.
Çünkü elinizden gelmeyen şeyler vardı. Çünkü insanın elinden bazen
hiçbir şey gelmezdi. Çünkü bazı insanlar böyle yaşardı. Çünkü insanlardı
işte ve her şey insan içindi.
"Öyle insanların ölmesine gerek yok ki Aral, insanlar birbirlerini silahla
değil, değersizleştirerek öldürüyorlar."
Yüzüme eğildiğinde nefesi nemli kirpiklerimi ve üşüyen yüzümü ısıttı.
"O halde Lina," dedi beni şakağımdan öpmeden önce kulağıma şunları fısıldayarak, "sen sonsuza kadar yaşayacaksın."