Ahmed Hamit, keskin zekasıyla etrafındaki herkesi kendine hayran bırakan sekiz yaşında bir çocuktur. Fakat Filistin’in işgal altındaki topraklarında yaşayan ailesini ve sevdiklerini kurtarmak için elinden hiçbir şey gelmez. Üstelik her şeylerini kaybetme korkusuyla geçip giden günler umutlarını biraz daha söndürmektedir. Ve Ahmed on ikinci yaşına bastığında kabuslar gerçeğe dönüşür. Babası tutuklanır, evleri yerle bir edilir ve kardeşleri çatışmaların körüklediği nefrete yenik düşer. Fakir ve yok olmaya mahkum ailesini kurtarmak için Ahmed’in yapabileceği tek şey ise zekasını kullandığı ilham verici bir hayat yolculuğuna çıkmaktır. Bu yolda, şiddetin ve kaybın o acımasız hissi hüküm sürecek, küçücük bir umut ışığı bile çöldeki bir su damlası kadar değerli olacaktır…
On,on beş tamlama için bütün bir edebiyat mahkûm edilebilir mi? Koca bir romanda mesela dört tamlama görüp de garipliğine hükmederek bütün romanı beğenmemezlik etmek edebiyat bahisleri dehşetli bir dar görüşe sahip olmak demektir