Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de. Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
Gündüzün güneşinin önünde özgürsün sen. gecenin ayının ve yıldızlarının önünde özgürsün. Güneş, ay ve yıldızlar olmadığında yine özgürsün. Dahası, bütünüyle varlık gözlerinden silindiğinde de özgürsün. Ama sevdiğine kölesin, çünkü onu seversin. Bir de seveninin kölesisin, çünkü seni sever.
Doğa kanaat hakkındaki öğütlerimizi dinleseydi, ne bir denize akar ne de bir kış bahara dönerdi. Ve doğa, tutumlulukla ilgili bütün nasihatlerimize kulak verseydi, aramızda bu havayı soluyan kaç kişi kalırdı?
Dostum, sen ve ben yaşama yabanci kalacağız; ve birimiz diğerine ve her birimiz kendine. Ta ki senin konuşup benim dinleyeceğim güne dek. Senin sesini kendi sesim sayarak, ve senin önünde dikileceğim ana dek, bir aynanın önünde durduğumu düşünerek.