Kendine saygı duymalı insan bunu çok abartılı değil olması gerektiği gibi yapmalı.Ufak bi konu hakkında sayfalar dolusu şey yazabilmeli.
Bu kitap karantinaya seneler öncesinden girmiş.Sıkıntı ana çaresizlikten biri ve insanoğlu yine konumuz.İnsanoğlunun kibri,yükselme kaygısı,yeme,içme,her türlü güzel şeyden faydalanma ve bunları elde ettiği halde yine de daha fazlasını isteme saçmalığından bahsediliyor.İki kere ikinin dört ettiği bi yer bizim bitiş çizgimizdir belki bunun dışına çıktığımız zaman daha iyi bi noktaya ulaşacağızdır deniyor.
Bunu yazabilmek için gerçek bir bunalım geçirmiş olmak gerektiğini düşünüyorum bu yüzden yazarı biraz sorgulamış bulundum.Yeraltından yazmış olsa da kulak vermek gerek.Analizler tam kıvamındaFelsefe seviyorsanız çerezlik.Tanımadığınız birinden bahsetmiyor içinizdeki,çevrenizdeki herkesten bahsediyor.Toplumdan,insanoğlundan.Nereye doğru şekil aldığımızdan.
Bayağı dolu bir kitap.Keyifle okudum.
Baş karakterin Liza ya yaptığı şey için o kadar sinirlendim ki.İç sesine dair ne varsa hepsini yığmış ortaya belki de bu yüzden,tüm çıplaklığıyla anlattığı için bu kadar kızdım belki.Alıntı yapılacak o kadar fazla cümle var ki hepsi altın değerinde.Eski düşünce yapısı ile eski dönem ile şimdikine bakıldığında gerçekten her şey tekerrür ediyor aslında.İnsanlığa aktarılan,öğüt niteliğindeki her şey günümüze de kullanılmak üzere aynı şekilde gelmiş.İnsanoğlu asla törpüleyememiş kendisini.Karakteristik yenilik yok.Bakıldığı zaman aynen anlatıldığı kadar var.Yani çok fazla çıkarım yapılabilecek bir yapıt.Böyle bi eserin ortaya çıkması,bizlere ulaşması çok güzel bi mesele.Kitap kokusuyla dolu günler dilerim (Ayrıca şu kitap iplerine bayılıyorum.Koridor yayınları çok güzel bi baskı yapmış.İçteki punto büyüklüğü ve boş sayfa fazlalığını saymıyorum)