Bolca okuyan, kahve tutkunu, bir kedinin ev arkadaşı, bir tatlı adamın eşi, dünyalar tatlısı küçüklerin annesi... Günün aydınlık saatlerinde de avukat.
Ah efendim, dedi. Bizi bizden daha iyi biliyorlar, Mesnevî 'yi de Rubaiyat'ı da, Gazali'yi de, Farabi'yi de bizden daha çok okuyorlar. Bizi bizden daha çok takdir ediyorlar. Bizim bizden daha büyük düşmanımız yoktur efendim, yoktur!
Hayır. Frenkler (Latin ırkları) da okur. Bu gibi eserlerin garpta bir tanesinin yüzlerce basılmış tercümeleri vardır. Avam(halk) da okur, havas da okur velâkin sen okumazsın.
Mazursun da. Mekteplerinizde böyle şey kalmadı. Bir İngiliz kızına Sadi'yi sorsan bilir. Sen Şarklı olduğun halde bilmezsin. Kabahat sende mi, Sadi'de mi ?
Kimi adam vardır ki, sabahtan akşama kadar oturur düşünür. Onun bir fikir zenginliği vardır. Yani fikir yönünden zengindir. Kimi adam da vardır ki sabahtan akşama kadar ayak üstünde çalışır. Mesela bir rençber, fakat yaptığı iş dört üst üste koymaktan ibarettir. Evvelki insan tembel görünür velakin çalışkandır. Diğer insan çalışkan görünür velakin yaptığı iş sudandır. Zira birisi maneviyat ile zihin gayretiyle yapılan bir iştir, öbürü vücut ile bedenle yapılan iştir. Maneviyat daima daha âlidir(yücedir), vücut sefildir. Yapılan işlerin farkı da bundandır.