Özge Melek Korkmaz

Özge Melek Korkmaz
@kitapkahve16
Okumayı seven bir öğretmen
Ögretmen
Yüksek Lisans
Ankara
Diyarbakir
6 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Aldatmak Nedir? Kimin Yaptığından Çok, Neyi Gösterir?
Aldatmak bir cinsiyet meselesi değildir. Kadın ya da erkek olmak, aldatmayı ne meşrulaştırır ne de açıklar. Aldatmanın cinsiyeti yoktur; aldatmanın bir karakter dili vardır. Ve bu dil, çoğu zaman eksiklikle, kaçışla ve yüzleşememeyle konuşur. Aldatmak; bir ilişkide var olan ya da var olması gereken bağı gizlice ihlal etmektir. Sadece bedensel bir eylem değildir; yalanla, saklamayla, inkârla ve çoğu zaman kendini kandırmayla ilerler. Bu yüzden aldatma, “bir hata”dan çok, bir tercih zinciridir. Peki kim aldatır? Aldatan kişi çoğu zaman duygularını ifade edemeyen, ihtiyaçlarını açıkça dile getiremeyen ya da dile getirdiğinde sorumluluk almaktan kaçan kişidir. Sorunları konuşmak yerine susmayı, yüzleşmek yerine kaçmayı seçer. Eksikliğini dürüstlükle değil, gizlilikle doldurmaya çalışır. Bu anlamda aldatma; cesaretsizliğin, iletişimsizliğin ve içsel dağınıklığın dışa vurumudur. Neden aldatılır? Sebep tek değildir ama ortak payda bellidir: kendilikle temasın kopması. Kimi değer görmediğini söyler ama bunu talep etmez. Kimi heyecan aradığını söyler ama hayatını neden tekdüze kurduğunu sorgulamaz. Kimi “anlaşılamadığını” iddia eder ama kendini anlatmayı hiç öğrenmemiştir. Aldatma, çözüm üretmeyen bir kaçış biçimidir; sorunu bitirmez, sadece erteler ve büyütür. Toplumda aldatmaya yüklenen anlamlar ise meseleyi daha da çarpıtır. Erkek aldatırsa “doğası”, kadın aldatırsa “ahlakı” sorgulanır. Oysa burada sorgulanması gereken doğa ya da cinsiyet değil, sorumluluk bilincidir. Bu çifte standart, aldatmayı anlamamıza değil, normalize etmemize hizmet eder. Ve normalleşen her şey, yayılır. Aldatmak; acizliğin bir biçimidir. Kendini ifade edememenin, sınır koyamamanın, gitmesi gereken yerde kalmanın ama kaldığı yerde dürüst olamamanın göstergesidir. Cesur insanlar aldatmaz; ya
Özge Melek Korkmaz
Aldatmak konusunda herkes tepkili ama insanların çoğuda aldatmak için fırsat kovalamakta bu ayrı bir durumm
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Gezgin Keşişin Hayat Hikâyesi
Hayatımda “keşke”lerim hiç olmadı mı? Oldu elbette… Ama “iyi ki”lerim hep daha kalabalıktı. Üniversite yıllarında, cebimde biraz cesaret biraz da macera isteği varken otostopla başlayan yolculuğum, bir anda beni Ege’nin tüm sahil kasabalarında, köylerinde, dağlarında dolaşan bir gezgin keşişe çevirmişti. Ardından Akdeniz… Sonra diğer bölgeler… Sadece sınav haftaları okula uğrayan, geri kalan zamanda kitabı, çantası ve merakıyla dolaşan biriydim. Gezmek, okumak, yeni insanlarla tanışmak… Bunlar benim felsefemdi. Sanki dünyayı anlamanın yolu ayakkabımın altında biriken tozdan, sırt çantamın aşınmış fermuarından, yeni tanıştığım insanların gözlerindeki ışıktan geçiyordu. Yaz döneminde yurtdışına çıkma hayalim de beni Work and Travel ile Alaska’ya kadar götürdü. 50 gün boyunca balık fabrikasında çalıştım. Soğuk, yorgunluk, koku… ama içimdeki macera isteğine laf geçiremedim. Sonra 250 dolara bir Ford Focus aldım. Arabanın kendisi 250 dolardı ama o çalışma vizem bitene kadarki 15 gün boyunca arabayla öyle mesafe yol alıp gezmişimki ödediğim araç yakıt parası 2000 doları geçmişti..Matematik ortada varın siz hesap edin geziler yerleri.. Gezmek maliyetti bir öğrenci için ama benim için önemli olan yaşadığın zamana değer katmaktı .. Aldığım o ford focus benim evim olmuştu onbeş gün boyunca, benim evim, yatağım, mutfağım ve özgürlüğüm buydu. O Focus’un içinde öyle hikâyeler yaşadım ki… Şimdi bile aklıma geldikçe kendi kendime gülüp “Ben bunları nasıl yaptım?” diyorum. Tek başıma başlayan Amerika yolculuğum, yolda tanıdığım insanların hayat hikâyeleriyle birleşip bambaşka bir şeye dönüştü. Çok güzeldi, biraz deliceydi, biraz da garipti ama işte tam da bendim. Sonra üniversite bitti, diplomayı aldım… Hayat beni kendi işimin başına ve akademisyenlik yoluna koydu. Ama gezgin
Özge Melek Korkmaz
Harika bir hikaye... her zorluk bir başlangıç olmuş sende tebrikler
Puan vermedi·264 syf.··
2026 1. kitabı
Sevgili Kitap Dostlarım, Sevgili kitap dostlarım, Bazı kitaplar vardır; yüksek sesle konuşmaz ama okurun içine doğru sessizce yürür. Rip Akıntı: Hayat tam olarak böyle bir kitap. Murat İsfan Korkmaz, bu eserinde hayata karşı kulaç atan insanın aslında en çok kendisiyle boğuştuğunu hatırlatıyor bize. Kitabın ana omurgasını “rip akıntısı” metaforu oluşturuyor. Denizde insanı kıyıdan açığa sürükleyen bu görünmez güç, yazarın kaleminde; hayatta fark etmeden içine çekildiğimiz duygulara, alışkanlıklara ve yanlış yönlerde verdiğimiz tepkilere dönüşüyor. Mesaj net: Bazen mücadele etmek değil, yön değiştirmek kurtarır. İçerik bakımından kitap; kişisel farkındalık, duygusal dayanıklılık ve hayatla kurulan ilişki üzerine ilerliyor. Öğretici olmaktan çok eşlik eden, nasihat vermekten çok ayna tutan bir anlatımı var. Yazar okura “şunu yap” demiyor; “bak, burada ne oluyor?” diye soruyor. Yazım dili sade, akıcı ve yer yer şiirsel. Karmaşık kavramlar yok; ama basit cümlelerin altı oldukça dolu. Bu da kitabı tek solukta okunabilir kılarken, bazı sayfalarda durup düşünmeye zorluyor. Özellikle zor zamanlardan geçen okurlar için kitap bir reçete değil; bir nefes alanı gibi. Rip Akıntı: Hayat, hayata karşı daha sert yüzmeyi değil, akıntıyı tanımayı öğreten bir kitap. Ve belki de en kıymetlisi: İnsana, kaybolduğunu sandığı yerde bile yön bulabileceğini hatırlatıyor. Sevgiyle ve kitapla kalın.
Rip Akıntı: HayatMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2025118 okunma
Özge Melek Korkmaz
Bu kadar güzel bir inceleme okumamıştım elinize emeğinize sağlık kitabi çok merak ettim okumak için sipariş vereceğim tekrardan sizlere teşekkür ederim