Spoiler içerir!!
"Sekiz yıl oldu, Gu Mang. Çok acı vermiş olmalı... Özür dilerim. Seni anlamayan bendim."
Hıçkırıklar arasında, tüm bu zaman boyunca kalbinde çürümüş, neredeyse tamamen bozulmuş olan sözleri söyledi:
"Çok acıdı... Mo Xi... Gerçekten çok acıdı..."
Bu kadar acı çektin...
Açıkçası bu kitapta beni en çok etkileyen kısım, sonunda Mo Xi ve Gu Mang'ın birbirleriyle gerçekten yüzleşebilmesi oldu. Mo Xi'nin, Gu Mang'ın sekiz yıl boyunca yaşadığı acıları öğrenip onun için üzülmesi çok duygusaldı.
Gu Mang tarafı ise daha da yürek burkucuydu. Sekiz yıl boyunca yaşadığı onca şey, sevdiği adamdan uzak kalması, gerçekleri anlatamaması ve her şeyi içinde biriktirmesi... Sonunda Mo Xi'ye sarılıp hıçkırıklar içinde "Çok acıdı..." diyebilmesi gerçekten beni mahvetti. Beş kitaptır biriken bütün duyguların, sırların ve yanlış anlaşılmaların sonunda ortaya dökülmesini okumak çok güzeldi. Üzüldüm, ağladım ama aynı zamanda büyük bir rahatlama da hissettim. Sanki hem karakterlerin hem de okuyucunun omzundaki yük biraz olsun kalkmış gibiydi. En azından sonunda birbirlerine gerçeği anlatabildiler.
Tabii olaylar burada sakinleşmiyor. Gu Mang yavaş yavaş hafızasını yeniden kaybetmeye başlıyor ve içindeki kara büyü de giderek kontrolünü ele geçirmeye çalışıyor. Bunun üzerine bir de düşman ülkenin saldırıları eklenince işler tekrar karışıyor.
Kitabın sonlarına doğru ise beni gerçekten şaşırtan bir şey öğreniyoruz. Başından beri Murong Lian'ın nasıl bir karakter olduğunu bir türlü çözememiştim. Bir yandan Gu Mang'a karşı oldukça acımasız davranıyor, bir yandan da bazı anlarda onu koruyor gibi görünüyordu. Bu yüzden karakterin ne düşündüğünü hiç anlayamamıştım.
Sonunda öğreniyoruz ki Murong Lian ve Gu Mang aslında üvey kardeş. Açıkçası bunu hiç beklemiyordum. Daha da ilginci,