Vera

Ölümümden Sonra…
Bir gün geldiğinde ve ölüm beni kucakladığında, artık gözlerim son kez görür olduğunda bu dünyayı-dünyalıkları korkum ölmekten yana olmayacak, asıl korkum ölesiye sevdiğim birilerinin olmayacak olması, gerçek bir amaç uğruna yaşamadan, birinin hayatına dokunamadan, yaşamının tadına varamadan, Yaradana çokça şükredemeden ölmekten yana olacak. Ölüm; arkadaşlarla iken rahatça bahsedemediğim, bahsetsemde “Allah gecinden versin, neyse” diye susturulduğum bir konu her zaman da bu böyle oldu. Neden? Tatsız mı, fazla mı gerçekçi, yoksa her birimizin hayatında yapmayı ertelediği, yada hiç başlamadığı eylemleri hatırlatan bir uyarıcı olduğu için mi? Evet ölmekte yaşamak kadar tabii ve anlamlı. Yani öyle olmalı ‘anlamlı’. Ölümüm hayatında en iz bıraktıklarım için bile unutulup gidilecekse bir amaç için ölmek en anlamlı olan değil mi? Yaradan herkese bir ömür tayin etmiş, herkesin önüne sayfalarca boş bir defter açmış adeta, nasıl dolduracağımız bizim elimizde.Yazım kurallarını da yüce Kur’an da güzelce izah etmiş okumak, anlamak ve uygulamak ise bize kalmış. Hayat yorduğunda, insanlar acımasızlaştığında sözlerin kursağında bir düğüm olup seni boğduğunda “Sabret, ben sabredenlerle beraberim” diyerek kalbimize el sürmüş, kimsemiz olmadığında “Allah sana yetmez mi?” Demiş ve yalnızlığımıza yoldaş olmuş. Yaptığımız sayısız günaha, haksızlığa, hayasızlığa karşı bile “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da” demiş affediliciliği ve merhameti ile bizi sarıp sarmalamış.Ne güzel bir Yaradan ki hem imtihan etmiş bizleri, hem imtihanımızda yardımcı olmuş, hem de nice güzellikler ile müjdelemiş. Ama ne kadar az şükrediyoruz, ne kadar idrak bilinci ile yaşıyoruz… Ah ölüm, yaşamaktan çok daha anlamlı olan ölüm, bana güzel gel, güzellikle gel… Söylecek çok sözlerim var ama tükenip giden bir
Ölüm