Yaşamını resmi toplantılarla geçiren, ziyafet sofrasında bir sandalye öteye geçmek uğruna yıllarını harcayan ne çok insan var!Başka işleri olmadığından değil:Hayır terfi ile ilgili küçük sıkıntılarla uğraşmaktan önemli olanlar arka plana itilince işler çoğunlukta üstüste yığılır.Budalalar, aslında sıranın bir önemi olmadığını ilk sırada olmanın nadiran insanı en önemli kişi kıldığını görmüyorlar !Kimi kralı nazırı, kimi nazırı da müsteşarı yönetir. Böyle olunca en önemli kişi kim? Bana kalırsa başkalarını değerlendiren ,kudretli ve kurnaz olan ,yeteneklerini ve tutkularını planlarını uygulamak için devreye sokan kişidir.
İnsanların ne yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını, her gün aralarında gezip gördükten sonra kendimle daha barışık hale geldim. Çünkü her şeyi kendimizle, kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık. Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan edebiyatın fantastik imgeleri ile beslenen hayal gücümüz,kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor, dışımızdaki her şey daha güzel, bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor. Ve bu çok doğal bir akış içinde gerçekleşiyor.Bazı şeylerin biz de eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şeyde çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize, sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz. Böylece şanslı kişinin, yani bizim hayal ürünümüz olan kişinin hiçbir eksikliği kalmıyor. Oysa bütün zafiyetlerimiz ve dertlerimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek,başkalarının yelkenleri ve kürekleri ile ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde onu geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz ve elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.