Ruh sağlığı yerinde olanlar, depresiflere sürekli mutsuz olmamalarını, onun gibi paranoidlereyse bu kadar abartmaktan vazgeçip her kiriş çıtırtısında sokak kapısını kontrol etmeyi bırakmaları konusunda nasihatler verirlerdi. Oysa bu, bacağı kırık bir adama, maraton koşusuna katılmasını söylemek gibi bir şeydi.
İçine kapanık kimseler duygularını, acılarını açıkça konuşmaya, çoğu zaman “içi dışı bir” kişilerden daha çok gereksinme duyarlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de sonunda insandır. Bu gibilerin “sessiz deniz”lerine cüretle, iyi niyetle dalıvermek çoğu zaman, onlara dünyanın en büyük iyiliğini yapmaktır.
Tanrı’nın her yerde var olduğunu biliriz; ama O’nun varlığını en çok, yapıtlarını gözlerimizin önünde bütün görkemiyle gördüğümüz zaman duyarız. Gecelerin bulutsuz göklerinde. O’nun yarattığı dünyaların sessiz sedasız dönüp savrulduklarını seyrettikçe Tanrı’nın sonsuzluğunu, sonsuz kudretini, her yerde varoluşunu en açık biçimde algılarız.