Bize seçme hakkı verilmeyen özlüklerimizle ilgili fikrim sabittir. Doğduğumuz yeri, yılı, annemizi-babamızı, cinsiyetimizi seçme hakkımız olsaydı gidip yanlış şeyler seçerdik biz. Allah acımış bize de seçme hakkımızı o konularda elimizden almış.
Çekmece sokaklarında annemler gelene kadar turladım durdum. Geç geldiler, beni sokakta görünce, ‘’ Bu it eve girmiyorsa kesin bir halt yemiştir, ‘’ dedi annem. Ana gibi yâr olmaz hakket, zaman dilimi ve konumumu eşleştirerek geçmişimi okuyabilme yeteneği vardı kadının.
Şölen kitabında, filozof, diyaloğunun dekorunu Yunan toplumunun yüksek tabakalarından sekiz kişiniz buluştuğu, hareketli bir yemeğin ortasına kurar. Yemek sırasında aşk ilişkileri ve aşk üzerine düşünmeye girişilir. Şair Aristofanes'in sözleriyle, dinleyenler çok eski zamanlarda insanların ne şekilde yaşadığını öğrenir. Bir zamanlar üç çeşit insan olduğunu anlatır. Erkekler, kadınlar, androjinler. Hepsi de dört kolu, dört bacağı ve iki cinsel organı olan, tam bir mutluluk içinde yaşayan bütünlük hissiyle sarmalanmış canlılarmış. Mükemmellik duygusuyla kibirlenen ve hiçbir eksiklik duymayan bu tuhaf canlılar tanrılara kafa tutmam hatta yerlerini almak amacıyla göklere çıkmak istemişler. Krallığına çıkıldığını görünce Zeus müthiş bir öfkeye kapılmış. Öfke krizi onu ilkin, intikam niyetiyle bütün insan ırkını yok etmek istemeye götürmüş. Fakat insanlar yok olursa ona tapınacak kimse kalmayacağını düşünerek insanları,iki kol ,iki bacak ,bir cinsel organa sahip olacak şekilde ikiye ayırmaya karar vermiş.
...Platon'un aktardığı bu mit bundan böyle ruh eşlerinin izinde başı boş dolaşmaya mahkûm edilen canlıların imgesiyle tamamlanır. Yeniden birleşme peşindeki bu yarımlar, aslında aşıkane karşılaşmaları bekleyen bizlerizdir . Platalon'a göre, bireylerde aşk fikrinin yerleşmesi bu uzak çağa dayanır. Aristofanes'in mitinde, bir duygu yada romantik bir hamlenin çok otesinde , bizi "bütün " hissetirecek bir duyum söz konusudur.
Mutlu olmak için en büyük anahtar sürekli inşa halinde olan deneyimdir. Yalnızca yasayarak,harekete geçerek ve bocalayarak kendi mizacımızı keşfedebilir ve aklımızı iyi kullanabiliriz.