Haziran deyince aklıma Turgut Uyar'ın çok beğendiğim bir şiirinde dedikleri geliyor: "Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan, ne kadar acı geçmişse yaşayacağız... Ve bizim bir haziranımız bir yıl kadar yetecektir dünyaya."
Eğer genç Anadolu ordusunun kurtaracağı vatan üzerinde yeni hayatın ve yeni fikrin ışığı parlamayacaksa, eğer orada gene geçmişin o gerici, yeniliğe düşman, boğucu ve öldürücü karanlığı hüküm sürecekse, kurtuluş kelimesinin ifade ettiği mana, pek eksik kalmaz mı?
Serin bir yayla gecesiydi. Çevreye baktı. Kaç uygarlığı emzirmiş olan bu uçsuz bucaksız Anadolu yaylasında ne kadar anlamsız olduklarını, ne kadar küçük kaldıklarını düşündü:
Ne arıyorlardı bin yıllık Türk yurdunun ortasında?