Sen o zamanki ateşli delikanlıyı bulmak hülyasiyle bana geldin. Halbuki karşında yüreği galvanize edilmiş ihtiyar bir adam buldun. Ben artık kimseyi sevecek halde değilim. Hislerim artık mazide yaşanmış, geride kalmış aşkların hatırasiyle iktifa ediyor; âşık olmak tehlikesine karşı en iyi bir mâni teşkil eden tecrübeli fahişelerin işveleriyle kannaat ediyor... Ruhum bir narkozun tesiri altında uyuşmuş gibi bir halde olmasına rağmen, hâlâ âşık olmaktan korkuyorum. Sen ne istiyorsun? Vücutlarımız mütemadiyen değişip yenileşiyor; bir hücrenin yerine bir başkası geliyor; zaman, en ufak protoplazma habbelerinden hududu tâyin edilemiyen fikirlere kadar her şeyi değiştirir, yedi sene içinde vücut baştan başa, tamamiyle değişir: Yedi sene evvelki etler, kemikler, kan ve beyinden artık eser kalmaz. Onların yerine başka etler, başka kemikler, başka bir yağ, başka bir kan gelmiştir.
Sen bizim bundan evvel birbirimize tesadüf ettiğimizi mi zannediyorsun? Fakat hayret! Ne sen, ne de ben on beş sene evvel birbiriyle buluşan kimseler değiliz. Onlar bambaşka, bizden tamamiyle ayrı kimselerdi! Sen ve ben birbirine evvelce dünyanın hiçbir tarafında tesadüf etmemiş iki yabancıyız. Benim bu yedi sene nazariyesine aklım yatmıyor. Sen hâlâ içimizde bir seyin olduğu gibi kaldığına, bir şeyin değişmediğine, bir şeyin silinip kaybolmadığına inanmak istiyorsun! Fakat ben sana vücudun, her üç ayda mobilyasının bir parçası değiştirilen bir ev cudu hiç durmadan boyuna değişip yenileştiğini tekrar ediyorum. Yedi sene sonra bu mobilyalardan, eskilerinin varlığına delalet edecek hiçbir alâmet kalmamacasına hepsi yenilenmiştir. Beni geçen sene bırakıp giden karım, benimle on sene evvel evlenen kadın değildi. Başka bir kadındı. Bundan dolayı da kendisini, ötekinin bana ettiği sadakat yeminini tutmakla