Ağabeyimi dinledikçe, bir kez daha, tanıdığımı sandığım insanları hiç tanımamış olduğumu anladım. Ne garip bir bir ülkede yaşıyorduk, her evin bir sürü, bir hikayesi vardı.
İnsanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği; din, milliyet, cinsiyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı. “