Demokrasi var yani!
O sözcüğe de inanmıyorum. Hangi, gün, nerede görülmüş ki, onun gerçek olanı? Demokrasiyi beklemek sersemlik. Hele bizde. Bu ülkede belayı göze alır da bir şeyler yaparsan, eline biraz demokrasi geçirmiş olursun!
Ölmeyecekler miydi? dedi. Bu benzetme olmadı Doktor. Ölüm yazgı! Çürümek insanın karşı koyabileceği bir bozulma! Ne diyebilirdim ki? Bu düzen çürümeyi de yazgı yapıyor mu diyecektim? O çürümeye karşı koyanlardan biri de ben değil miydim? Bir tek ben miydim bozulmadan kalan?
En yakınlarından, karısından, sevgilisinden, çocuklarından, hangi türden olursa olsun en doğal şeydi bu çirkef dünyada acı çekmesi insanların; değmezdi büyütmeye. Hiç kimseyle, kendisiyle bile konuşmayacaktı defterini kapattığı şeyleri. Yaşam buydu işte eksisi, artısıyla.
Kişileri de böyle pörsütüyordu zaman. Kafanı takmayacaktın. Soğanın, marulun, turpun çok derdiydi senin onu böyle görüp beğenmemen. Onların da bize bakıp içi geçmiş herif demedikleri nereden belliydi?
Birkaç bin canavar yeryüzündeki tüm güzellikleri yok edebilir bir anda. Yaşa da mutlu ol! Mutluyum gene de; bunların bilincindeyim çünkü. Çirkinliklere göz yumarak aramadım mutluluğu. Yoruldum biraz, o kadar. Bu yolda yorulmanın da buruk bir mutluluğu var. Tam mutluluk nerede ki? Herhal ilerdedir!..