N. G.

Metroda, uçakta, otobüste, vapurda okumak elbette hoş bir görüntüdür. Ancak burada okuduklan- nızı tam bir okuma saymayın. Buradaki okumalar, ana yemek yemeden önce tadımlık ara yemekler gibidir. Yemekten sonra yenen çerez veya tatlı niyetine damağınızda hoş bir tat bırakır. Ufak tatlı ve çerezlerle açlığınızı geçiştirdiğiniz gibi ayaküstü okumalarla da okuma iştihanızı köreltmeyin. Okumak fiilini öldürmeyin, gün içerisinde asıl okuma saatleriniz ve yeriniz olsun. Bunun için yapmanız gereken şey, kendinize ait bir okuma masası veya köşesi oluşturun. Yemek için masa/sofra, yatmak için yatak nasıl lazım ise beyni ve gönlü besleyen oku- mak için de hayatınızda bir yer açın. Açın ki kitaplar masanıza, yanınıza gelebilsin, okumak fiili canlı kalabilsin.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okumak fiilini öldürmeyin, gün içerisinde okuma saatleriniz ve yeriniz olsun. Bunun için yapmanız gereken, kendinize ait bir okuma masası veya köşesi oluşturmak.
Hızlı okuma, önemli ölçüde bilgi seviyemize, kültürümüze bağlıdır. Kelime hazinesi çok dar insanlar hızlı okuyamazlar.
Orucun düşünce üzerindeki etkileri
Orucun düşünce üzerindeki etkileri Tok insan, hislerini, yapmak istediği işe yüzde yüz veremez. Tok insanın hisleri dağınıktır. Bir icat yapmak istediğinde tok ise aklı ile baş başa kalmış demektir. Duygularını da işe katmak istiyorsa belli ölçüde aç kalması gerekir. Hisler, zihnimizde enerji oranlarını sürekli değiştirir. Bu değişikliğe cevap olarak insanın bilinçaltında motivasyon, hayat tarzı, beslenme geçmişi ve manevî durumu devreye girer. Aç olan beyin, bu faktörlerle dengelenmeye çalışır. Açlık yaşayan insan, duygularını dengelemek ve iç konfor durumunu yeniden oluşturmak için harekete geçme ihtiyacı hisseder. İnsanın davranışları, İnsan, açlık durumunda iken, davranışları, ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılamak için yaptığı zeki buluşlar arasındaki bilgi-enerji süreçlerini daha yoğun bir şekilde dışa yansıtır.Örneğin, insan su içme ihtiyacı hissettiğinde, bu ihtiyacı karşılamak için akılsal süreçler devreye girer. Duyu organlarının desteği ile çevrede, su kaynağı aranır. Duyu organlarından gelen her bilgi, hafızada “su” algısı ile karşılaştırılır. Duyu organlarından herhangi biri su ile ilgili bir bilgi algıladığında, zekâ bu bilgiyi değerlendirir ve içilebileceğini tespit eder. Ardından akıl, "Yaklaş ve suyu iç" şeklinde karar alır.Sonuç olarak, istek karşılanır ve ihtiyaç giderilir.
Tembel işidir internet. Ama teknoloji zaten insanı daha az yormak için üretilmiş araçlar bütünüdür...