Şimdi anlıyorum ki geçmişi biriyle paylaşmak, geçmişi tek başına yaşamaktan farklı. Böyle olunca insan taze bir yaradan çok pansuman yapılmış bir yaraya sahipmiş gibi hissediyor.
"Her çarşamba akşamı çöpü kaldırım kenarına koymamı hatırlatırdı. Elli yıl boyunca bir kere bile unutmadım, ama o yine de bana hatırlatmaktan vazgeçmedi. O zamanlar içten içe buna kızardım. Şimdiyse bana çöpü çıkarmamı söyleyen sesini duyabilmek için her şeyimi verirdim."
İnsanların kaybettiği küçük ya da büyük, çeşit çeşit şey var. Kimi anahtarını, gözlüğünü ya da bekaretini kaybediyor; kimi kellesini, kalbini veya aklını. Kimisi huzurevinde yaşamak için evinden feragat ediyor, kimi çocuğunu yurt dışında yaşamaya gönderiyor, kimi eşinin bunamanın labirentinde yolunu yitirmesini izliyor. Kayıp denen şey sadece birinin ölmesi anlamına gelmiyor. Kayıptan sonraki yas dönemi ise duyguların şeklini değiştiren gri bir dönem oluyor.