İtalyan albay onu hiçbir şey görme, hiç bir şey duyma diye uyarmıştı ama sorgu hücresinden yükselen çığlıklara kulaklarını nasıl tıkayacaktı ki? Sesler bazen İtalyanca oluyordu, bazen Slovence ya da Hırvatça, ama hangi dilde olursa olsun anlamları aynıydı: Bilmiyorum! Bir şey söyleyemem! Lütfen durun, yalvarırım durun!